MERSİN   FORUM  ÇÖZÜM   KLİNİK    PSİKOTERAPİ MERKEZİ


                                                  
HASTALIKLAR
Hizmetlerimiz

Hizmetlerimiz

Bireylere Yönelik Çalışmalar

1-Evlilik ve Çift Danışmanlığı

Evlilik ve Çift Danışmanlığı

Evlilik ve Çift danışmanlığı, çiftlerin ilişkilerindeki çeşitli sorun ve tıkanıklıkları anlama, çözme ve aralarındaki ilişkiyi geliştirmelerine yönelik bir danışmanlık hizmetidir. Çiftlere yönelik yapılan bu danışmanlık hizmetinde iletişim kurma, çatışma çözme, farklılıkları uzlaştırabilme ve sağlıklı tartışma becerileri kazandırma amaçlanmaktadır. Yapılan bu danışmanlık hizmeti, ilişkide yaşanan pek çok krizin çözülmesi ve ilişkinin onarılmasına hizmet ettiği gibi, devam etmesi mümkün olmayan ilişkilerin sağlıklı bir şekilde bitirilebilmesine de yardımcı olabilir.

İlişkilerde yaşanan zorluklar karşılıklı etkileşimlerin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Evlilik ve Çift danışmanlığı hizmetinde amaç, ilişkide hatalı tarafı bulmak değil, yaşanan sorunu tanımlamaya çalışarak iki tarafın da bu sorunun oluşumundaki rolünü ortaya çıkarmak, çiftin gerçekte birbirine ne anlatmak istediğini bulmaktır. Böylece yaşanan sorunlarla ilgili daha gerçekçi çözüm yolları bulmalarına yardımcı olmaktır.

Yapılan araştırmalarda elde edilen sonuçlara göre; mutlu olan çiftlerin hastalık oranları düşmekte ve bağışıklık sistemleri güçlenmektedir. İlişkilerinde mutluluğu yakalayabilen çiftlerin ömürleri uzamakta mutsuz evliliklerde ise çocuklarda psikolojik problemlerin görülme olasılığı artmaktadır.

İlişki, bakım ve özen ister. Eşler/partnerler ilişkide mutlu olma ve mutlu kalabilme niyetini alarak ilişkileri için çaba harcamalıdır. İlişkiye gereken özen gösterilmediğinde başta çocuklar olmak üzere, çiftler ayrı ayrı çok olumsuz etkilenmekte ve bu etkiler çok uzun yıllar sürmektedir.

Evlilik ve Çift danışmanlığı, evliliğin/ilişkinin her aşamasında alınabilecek bir hizmettir. Özellikle sorunlar çok büyümeden destek alınması, ilerleyen süreçte çıkabilecek sorunları ve krizleri önleyici niteliktedir. Evlilik/ilişki uzun süre ihmal edilirse ve olumsuz deneyimler ne kadar çok olursa sağlıklı, mutlu bir ilişki kurma ve ilişkilerin devam etme olasılığı o oranda azalmaktadır. Hastalıklarda erken teşhisin hayatı kurtarması gibi evliliklerde de sorunlara erken müdahale etmek ve önlem almak, devam edebilecek ilişkileri kurtarabilir ve ileride yaşanacak birçok acının ve onarımı zor olabilecek kötü olayların yaşanmasını engelleyebilir.

Evlilik ve Çift Danışmanlığında Temel İlkeler

  • Evlilik ve Çift danışmanlığında temel hedef, ilişkiyi sağlıklı ve güvenli bir ilişki haline getirmektir. Bu nedenle çiftlerle çalışılırken hatalı ya da suçlu aranmaz. Var olan sorunu çözmek için iki tarafın da sorumluluğu alması sağlanır.
  • Evlilik ve Çift danışmanı, avukat ya da hâkim değildir. Kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermez. Çiftlerin haksızlık duygularını neden hissettiklerini anlamaya çalışır.
  • Evlilik ve Çift danışmanı taraf tutmaz.
  • Her iki tarafın da kendini güvende ve anlaşılmış hissetmesini ve çiftlerin birbirlerinin psikolojik ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini amaçlar.

Evlilik ve Çift Danışmanı Şu Temellerden Hareket Eder:

  1. Çiftler birbirinin uzmanı olmalıdır.
  2. Birbirini iyi tanıyan çiftler, birbirlerini memnun etmeyi ve sakinleştirmeyi bilmelidir.
  3. Günlük hayatları yoğun olan çiftler, bağlantıda kalabilmek için uyuma ve uyanma vakitlerinde ritüeller yaratmalıdır.
  4. Çiftler, hayatta birbirlerinin ilk başvurduğu kişiler olmalıdır.
  5. Çiftler, hayatlarındaki başka meselelerle uğraşırken( kendi aileleri, arkadaşlar, iş, sosyal hayat vb) önceliğin her zaman eşi/partneri olduğunu hissetmeli ve bunu da eşine/partnerine hissettirmelidir.
  6. Çiftler, beraber yaşamaya devam etmek istiyorlarsa, iyi kavga edebilmeyi öğrenmelidir.
  7. Çiftler, göz teması kurarak herhangi bir anda aşkı yeniden alevlendirebilir.
  8. Çiftler, birbirlerinin stresini azaltıp, sağlığını daha iyi tutabilir.

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Evliliğe hazırlık sürecinde; ileride oluşabilecek krizlerin önlenmesi ve sağlıklı temeller üzerine evliliğin oturtulması amacıyla, çiftlere verilen bir danışmanlık hizmetidir. Evliliğin ilk yılları riskli dönemler olduğu için bu yıllarda evlilik yara alırsa ilişkinin onarılması daha zor olmaktadır. Eşler birbirlerini tanıma ve birbirlerine uyum sağlama sürecinde oldukları için krizlere ve sorunlara karşı toleransları daha azdır. Oluşabilecek problemleri önceden konuşmak, evlilik süreci ve sağlıklı ilişki kurma konusunda danışmanlık almak riski en aza indirmektedir. Evlilik kurumu özen ve bakım isteyen bir kurumdur. Bu sebeplerden dolayı; evlilik öncesi danışmanlık hizmeti, evlilik öncesinde bütün çiftlere önerilmektedir.

Evlilik ve Çift Terapistinin/Danışmanının Nitelikleri

‘Aile ve Çift Terapisti’ unvanına sahip olmak için; Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık, Sosyal Hizmet Uzmanlığı ve Tıp Doktorluğu lisanslarına sahip olan uzmanların, en az 500 saat eğitim ve klinik süpervizyon almaları gerekmektedir. Amerika ve Avrupa’da Aile ve Çift Terapileri kurallarına bağlı olarak öngörülen standartlar vardır ve bu standartlara uygunluk söz konusu olduğunda Aile ve Çift Terapisti unvanına sahip olarak terapilere danışmanlık yapılabilir. Pakua Psikoloji ve Gelişim Akademisi bünyesinde bulunan uzmanlar Aile ve Çift Terapileri kurullarınca belirlenen standartlara tam uygunluk göstererek Aile ve Çift Terapisti unvanını almışlardır.

Evlilik ve Çift Danışmanlığında Kullanılan Yöntemler

Evlilik ve Çift danışmanlığında kullanılan pek çok farklı yöntem ve teknik mevcuttur. Pakua Psikoloji ve Gelişim Akademisi'nde çalışan evlilik ve çift terapisi uzmanları, Psikobiyolojik yaklaşım (PACT) başta olmak üzere, İmago çift terapisi, sistem yaklaşımı gibi çok çeşitli kuram ve ekollerden yararlanmaktadır. Bu kuramlara göre; eş, bir bağlanma nesnesidir; güvenli bağlanmada problem yaşayan kişiler, ilişkilerinde daha çok sorun yaşamaktadır. Çiftlerle çalışırken temel amaç, çiftlerin birbirlerini tetiklemelerini azaltarak, güvende hissettikleri bir ilişki kurmalarına yardımcı olmaktır.

Sıklıkla Belirtilen Başvuru Nedenleri

İletişim kopukluğu
Anlaşılmama ve tıkanma hissi
Yoğun ve kırıcı tartışma ve kavgalar
Aldatma/aldatılma
Kıskançlık, güvensizlik
Haksızlığa uğrama duygularını çok yoğun hissetme
Çatışmaları birlikte çözümleyememe
İlişkide mutsuzluk
Öfke patlamaları
Cinsel problemler
İlgisizlik ve kopukluk
Ayrılık isteği
İlişkilerinin çocukları olumsuz etkilediğini düşünme
Aile meseleleri

Ayrıca çift terapisinde ilişki üzerine çalışıldığı için, bu yöntem farklı ilişki biçimlerinde de uygulanmaktadır. İlişki Danışmanlığı, birbiriyle çatışma yaşayan en az iki insanın etkileşimini değiştirmek için düzenlenmiş bir danışmanlık hizmetidir. Tarafların sorunlarını doğru tanımlamalarını, birbirlerini doğru anlamalarını, ortak hedeflerine hizmet edecek çözümlerde uzlaşmalarını sağlar. Bu bağlamda; iş ortakları, kardeşler, gelin-kaynana ilişkisinin tarafları gibi etkileşim içinde bulunmak durumunda olan kişiler bu hizmetten yararlanabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Genellikle danışma sürecine başlamadan önce, görüşmelerin ne kadar süreceği, görüşmelerin nasıl olduğu, psikoterapistin/danışmanın uzmanlığı ve deneyimi, psikoterapi/danışmanlık sürecinin yaşanılan problemde etkili olup olmayacağı, hangi psikoterapi/danışmanlık tekniklerinden yararlanılacağı, başka alternatiflerin varlığı, ücretlendirme politikası en sık merak edilen sorulardır. Merkezimizde ilk görüşmelerde süreçle ilgili danışanlara bilgi verilir. Aynı zamanda ilk görüşmelerde ve süreç içinde tüm merak ettiğiniz konular hakkında psikoterapistinizden/danışmanınızdan bilgi alabilirsiniz.

 

2-Bireysel Danışmanlık

Bireysel Danışmanlık

Bireysel danışmanlık, kişinin kendini tanıması, duygusal zorlanmalarının üstesinden gelebilmesi, kararlar alabilmesi ve kişisel gücünü keşfedebilmesi gibi konularda yardımcı olmayı amaçlayan bir danışmanlık hizmetidir. Kişinin kendisine ve olaylara yeni bir pencereden bakmasını ve eskiden göremediği çözüm yollarını görebilmesini amaçlar. Bazen, yaşanmış ve bitmiş, ama etkisi hala devam eden olumsuz yaşam deneyimleriyle (ör; ölüm, boşanma, doğal afetler, şiddet, istismar, aldatılma, kaza, hastalık vb.) baş etmek amacıyla da bu hizmete yönelinebilir.

Bireysel danışmanlığın/psikoterapinin etkili ve yararlı olması için danışanın bu sürece etkin katılımı oldukça önemlidir. Süreç esnasında danışman/psikoterapist ve danışan arasında; danışanın sorunlarının çözümüne ve daha kaliteli bir hayat yaşamasına yönelik insani, işbirliği ve uyuma dayalı, güven temelli bir ilişki kurulur. Bu ilişki; danışan ile danışman/psikoterapist arasında iyileştirici bir işbirliği oluşmasına zemin hazırlar. Bu işbirliği sayesinde danışan belki de ilk defa kendisiyle ilgili birçok şeyi paylaşma ve çözümleme imkânı bulur.

Bireysel Danışmanlık Süreci

Bireysel danışmanlık sürecinin işleyişi ve genel olarak işlevleri şu şekilde sıralanabilir.

  • Birtakım nedenlerden dolayı, çoğu kişi değerli olduğunu, anlaşıldığını hissettiği ve bireysel alanlarına saygı duyulan bir ilişki kurma şansı bulamamaktadır. Psikoterapi sürecinde danışmanla/psikoterapistle öncelikli olarak güvene ve saygıya dayalı yeni ve iyileştirici bir ilişki kurulur ve bir süre sonra bu yeni ilişki biçimi danışan tarafından içselleştirilmeye başlanır.
  • Danışma/psikoterapi süreci; bastırılan duygularla ve çözülmemiş meselelerle yeniden yüzleşme ve yetişkin bir bakışla bugünü hala etkileyen çocukluktaki meseleleri yeniden değerlendirme olanağı sunar.
  • Bilinç ve bilinçdışı arasındaki bağı ve bilgi alış verişini güçlendirerek, beyinde yeni sinirsel ağlar oluşmasını sağlar.
  • Çoğu çocuklukta kullanılmış ve işlevsiz hale gelmiş, şu andaki yaşamı zorlaştıran kendini koruma mekanizmaları, daha olgun ve işlevsel hale getirilmeye çalışılır.
  • Kişinin kendine dair farkındalığını, varoluşuna dair anlam hissini arttırır.
  • Olaylara ve ilişkilere bakış açısını genişletir ve farklı karelerden hayatı seyretme olanağı sunar. Zamanında birtakım olumsuz ve üzücü yaşantılardan dolayı; danışanın kendisine ve başkalarına dair geliştirdiği yanlış inançlarını değiştirir. Tek boyutlu, genellenmiş düşüncelere göre hayatı sınırlayan yapılar yeniden düzenlenir.
  • Şu anda yaşanılan sorundan kaynaklı belirtilerin, üstesinden gelinemeyen sıkıntıların kaynaklarına danışanla birlikte erişilir ve çeşitli psikoterapi teknikleriyle bu kaynaklar danışanla işbirliği içinde çözümlenmeye çalışılır.
  • Daha zengin, daha gelişmiş bir iç dünya, deneyim ve duygulanım çeşitliliği sunar.
  • Danışma/psikoterapi süreci; danışanın kendini tanıdığı, hayata ve ilişkilere dair duygularıyla ve kriz durumlarıyla baş etmek için yeni araçlar edindiği, yaşamdan keyif alma ve geliştirici ilişkiler kurma alanını genişlettiği, hem kendisiyle hem başkalarıyla iletişim, hem kendisine hem başkalarına hoşgörü ve empati dağarcığını geliştirdiği bir deneyim alanıdır.

Sıklıkla Görülen Başvuru Nedenleri

Depresyon
Panik atak
Sosyal fobi
Uçak korkusu
Diğer fobiler
Kaygı bozuklukları
Yeme bozuklukları
Psikosomatik (Organik nedeni bulunamayan) bedensel şikayetler
Takıntılarİlişkisel zorluklar
Özgüven eksikliği
Karar verme güçlüğü
Kayıp ve yas
İlişkisel uyum zorlukları
Bağlanma sorunları
Cinsel sorunlar
Öfke kontrolü
Travmatik yaşantılar
Kendini tanıma
Huzursuzluk, can sıkıntısı
İsteksizlik hali ve hayat enerjisinin düşmesi
Kronik yorgunluk hali
Yetersiz ya da fazla uyuma
Yalnızlık ve anlaşılmama hissi
Duygu düzenlemesinde yaşanan zorluklar
Yoğun duygusal iniş çıkışlar
Yoğun çaresizlik hissi
Sorunların üstesinden gelememe

Bireysel Danışmanlığın/Psikoterapinin Temel İlkeleri

  1. Uzman; danışanın kendi hayatına dair kararlar alabilmesini sağlar.
  2. Danışmanlık/psikoterapi süreci güvene dayalı, gizlilik prensibini temele alan bir süreçtir.
  3. Danışmanlık/psikoterapi süreci danışanın yaşadığı problemin altında yatan; geçmiş ve güncel kaynakları bularak çözümlemesini sağlar.
  4. Danışmanlık/psikoterapi hizmetinden herkes faydalanabilir.
  5. Duygusal sağlığı arttırmak, daha keyifli ve daha anlamlı bir yaşam sürmek, kendini daha iyi tanımak için de danışmanlık hizmeti alınır.
  6. Danışmanlık/psikoterapi süreci kişinin anlaşıldığı, duyulduğu ve problemlerine çözüm ürettiği bir süreçtir.

Bireysel Danışmanlık Yöntemleri

Danışanın yaşadığı sorunun ya da semptomun niteliğine ve sorunun geçmiş ve güncel kaynaklarına ve danışman/psikoterapist bir değerlendirme yaparak hangi psiko terapi yöntemlerinin danışanın ihtiyacına ve sorununa yardımcı olacağını belirler. Psikanalitik psikoterapi, psikodinamik yaklaşım, EMDR terapisi, Gestalt terapi, stratejik ve çözüm odaklı terapi; bireysel danışmanlık hizmetinde sıklıkla kullanılan terapi tekniklerinden bazılarıdır.

Psikolojik Test Uygulamaları

Merkezimizde; değerlendirme ve sorunu tanımlama amaçlı ihtiyaç olduğunda yetişkinlere yönelik testler uygulanır.
Rorschach
MMPI
TAT
WAIS Zeka testi vb.

Sıkça Sorulan Sorular

Genellikle danışma sürecine başlamadan önce, görüşmelerin ne kadar süreceği, görüşmelerin nasıl olduğu, psikoterapistin/danışmanın uzmanlığı ve deneyimi, psikoterapi/danışmanlık sürecinin yaşanılan problemde etkili olup olmayacağı, hangi psikoterapi/danışmanlık tekniklerinden yararlanılacağı, başka alternatiflerin varlığı, ücretlendirme politikası en sık merak edilen sorulardır. Merkezimizde ilk görüşmelerde süreçle ilgili danışanlara bilgi verilir. Aynı zamanda ilk görüşmelerde ve süreç içinde tüm merak ettiğiniz konular hakkında psikoterapistinizden/danışmanınızdan bilgi alabilirsiniz.

 

3-Çocuk/Ergen Danışmanlığı

Çocuk/Ergen Danışmanlığı

Büyüme sürecinde duygusal, zihinsel ya da davranışsal sorunlar yaşayan çocuk ve ergenlerle bire bir yürütülen danışmanlık hizmetidir. Bu hizmette söz konusu sorunların altında yatan psikolojik rahatsızlıklara odaklanılır. Süreçte, ebeveynlerle de işbirliği yapılır ve düzenli görüşmeler yoluyla ebeveynlerin bilinçlenmelerine yardımcı olunur.

Çocukta ya da ergende ortaya çıkmış problemler, çocuğun/ergenin yardım çağrısı olarak düşünülür. Çocuğun ya da ergenin yaşadığı problem “bir sıkıntım var, bunu kendi başıma çözemiyorum, desteğinize ihtiyacım var, yolunda gitmeyen bir şeyler var, bana yardım edin” çağrısıdır.

Çocukla/ergenle bire bir yürütülen danışmanlık hizmetlerinde; probleme yönelik çalışıldığı gibi, çocuğun/ergenin sosyal ve duygusal açıdan güçlenebilmesi, gelişimsel becerilerini arttırabilmesi, yaşına ve gelişim özelliklerine uygun olarak yaşadığı sorunların üstesinden gelebilmesi ve ailesiyle ve arkadaşlarıyla sağlıklı ve besleyici ilişkiler kurabilmesi amaçlanılır.

Çocukluk ve ergenlik dönemi; bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimin hızla devam ettiği dönemlerdir. Çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkan sorunlara hemen müdahale edilmesi çocuğun/ergenin gelişim sürecinde tıkanıklıklar oluşmasını engelleyebileceği gibi gelişimin arzulanan çerçevede sürekliliğini sağlar.

Bir sorun uzun süre çözülemediğinde çocuğun/ergenin tüm gelişim alanları bu sorundan olumsuz bir şekilde etkilenir ve diğer gelişim alanlarında da farklı sorunlar oluşur. Sorunlar büyümeden yapılabilecek erken müdahale hem çözüm sürecinin kısalmasında hem de başka sorunların oluşumunun önlenmesinde belirleyici rol oynar.

Çocuğa/ergene yönelik danışmanlık hizmetlerinin en önemli yararlarından biri de, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek ve kişiliğin oluşumunu olumsuz etkileyebilecek problemlerin; zamanında ve büyümeden çözülebilmesine ve krizlerle baş ederek atlatılabilmesine imkan sağlamasıdır.

Çocuklara ve Ergenlere Yönelik Danışmanlık Hizmetleri

  • Travma (ölüm, şiddet, istismar, boşanma, hastalık, kaza, ameliyat vb.)
  • Davranış ve uyum problemleri
  • Risk içeren davranışlar
  • Sosyal beceri eksiklikleri
  • Bağımlılıklar
  • Ders başarısızlığı
  • Çekingenlik ve kendine güvensizlik
  • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
  • Özel öğrenme güçlüğü
  • Alt ıslatma
  • İnatçılık
  • Parmak emme, tırnak yeme,
  • Kardeş kıskançlığı
  • Yeme problemleri
  • Konuşma bozuklukları
  • Gecikmiş konuşma
  • Tikler
  • Okul problemleri
  • Öğrenme performansını arttırma vb.

Çocukla / Ergenle Çalışma Sistemi

  • Verilen danışmanlık hizmetinde öncelikle çocuk/ergen hakkında aileden ayrıntılı bir şekilde bilgi edinilir.
  • Çocuğun/ergenin yaşadığı sorunun kaynağını belirlemek ve çocuğu/ergeni tanımak amacıyla ihtiyaç duyulan konularda psikolojik testler uygulanır.
  • Çocukla/ergenle bire bir çalışılarak ve gözlem yoluyla ihtiyaç duyulan bilgiler edinilir.
  • Sorunun kaynağı belirlendikten sonra çocuğun ya da ergenin sorununun çözümüne yönelik psikoterapi yöntemleri belirlenir.
  • Problemin niteliğine ve ihtiyaca yönelik olarak çocukla/ergenle bire bir danışmanlık hizmeti sürdürülür.
  • Ailede ve okulda düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunda aileyle ve okulla gerekli işbirliği yapılır.
  • Çocuklarla ve ergenlerle çalışırken; oyun terapisi, EMDR terapisi, psikodrama, sanat terapisi, çözüm odaklı terapi, ebeveyn danışmanlığı, aile terapisi vb. birçok terapi yönteminden yararlanılmaktadır.

Çocuklara ve Ergenlere Yönelik Grup Çalışmaları

Çocuklara ve ergenlere yönelik yardım hizmetleri, bire bir danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra grup çalışmaları yardımıyla da yürütülebilir. Grupla psikolojik danışma, benzer problemlere sahip 6-15 kişiden oluşan en az bir uzman kontrolünde yürütülen sistematik danışmanlık faaliyetleridir. Grup dinamizminden de yararlanılarak, çocuğun/ergenin yaşanılan sorunlarda yalnız olmadığını fark etmesi, benzer sorunlarla başa çıkma konusunda sosyal öğrenme olanakları sunması ve bir gruba aidiyet duygusu yaşatması ,yardım sürecinde iyileştirici etkiler yaratmaktadır. Yapılabilecek grup çalışmalarına ait konu başlıklarından bazıları aşağıda sıralanmaktadır;

Psikodrama Grup Çalışması: Dramatik canlandırmalar yoluyla sorunlarını, çatışmalarını, kaygı ve güçlüklerini ele alarak, çocuğa ve ergene başa çıkma becerilerini geliştirme ve bunları deneme olanağını sağlar.

Sosyal Beceri Geliştirme Grubu: Çocuğun/ergenin yaşına ve gelişim özelliklerine uygun; kendini grup içinde ifade etme, iletişimi başlatma ve sürdürme, öfkesini kontrol etme ve öfkesini yapıcı şekilde yönlendirme gibi sosyal becerileri edinebilmesi amaçlanmaktadır.

Yaratıcılık Becerilerini Geliştirme Grubu: Çocuğun/ergenin gündelik yaşam içinde karşısına çıkabilecek sorunlara ilişkin özgün çözümler geliştirebilmesi, farklı alternatifler üretebilmesi amaçlanmaktadır.
Sınava Hazırlanma ve Sınav Performansı Arttırma Grubu: Çocuğun/ergenin akademik başarının ölçüldüğü sınavlara etkin şekilde hazırlanabilmesi ve sınav esnasında yaşanabilecek olumsuz kaygıyı kontrol edebilmesinin amaçlandığı faaliyetlerdir.

Psikolojik Test Uygulamaları

Wechsler Çocuklar için Zeka Testi (WISC-R)
DENVER - II Gelişim Tarama Testi
Metropolitan Okul Olgunluğu Testi
Peabody Resim-Kelime Testi
Gessel Gelişim Figürleri Testi
Goodenough Harris Adam Çizme Testi
Bender Gestalt Görsel Motor Testi
Frostig Görsel Algı Testi
Beier Cümle Tamamlama Testi
CAT (Çocuklar için Algı Testi)
Louisa Düss Psikanalitik Hikayeler Testi
Projektif Testler vb.

Sıkça Sorulan Sorular

Genellikle danışma sürecine başlamadan önce, görüşmelerin ne kadar süreceği, görüşmelerin nasıl olduğu, psikoterapistin/danışmanın uzmanlığı ve deneyimi, psikoterapi/danışmanlık sürecinin yaşanılan problemde etkili olup olmayacağı, hangi psikoterapi/danışmanlık tekniklerinden yararlanılacağı, başka alternatiflerin varlığı, ücretlendirme politikası en sık merak edilen sorulardır. Merkezimizde ilk görüşmelerde süreçle ilgili danışanlara bilgi verilir. Aynı zamanda ilk görüşmelerde ve süreç içinde tüm merak ettiğiniz konular hakkında psikoterapistinizden/danışmanınızdan bilgi alabilirsiniz.

 

4-Duygu Çalışması

Duygu Çalışması

Duygu Çalışması ve Erken Dönem (0-3 yaş) Travmaları Yeniden İşlemleme Çalışması

Erken dönem diye adlandırılan 0-3 yaş dönemi, herkesin yaşantısında belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu dönem, kişinin varlığını sürdürebilmek ve hayatta kalabilmek adına, ona bakan kişilere tamamen muhtaç olduğu bir dönemdir. Bu dönemde, her bebek irili ufaklı bir çok travma yaşamaktadır. Bu bağlamda travma, bebeğin henüz yeterince gelişmemiş kaynaklarını aşan tüm durumları ifade etmektedir.

Beyin gelişimi, kişi yaşça büyüdükçe gerçekleşir. Özellikle 0-2 yaş döneminde korteks (beynin bilinçli, mantıklı tarafı) gelişmeye başlamadığı için, erken dönemde yaşanan olumsuz deneyimler beden hafızasına kaydedilir. 2 yaşla beraber korteks yavaş yavaş gelişmeye başlar. Bebeklik ve Çocukluk döneminde beynin gelişimi devam etmekte olduğundan bebeğin/çocuğun muhakeme etme gücü ve olayları çok boyutlu değerlendirme yetisi yetişkin seviyesine henüz ulaşmamıştır. Bu nedenle olumsuz deneyimler yaşayan bir çocuk, sıklıkla bu yaşantıların sorumlusunun kendisi olduğunu düşünmektedir. Çocuklar olaylara tek boyutlu bakarlar; gelecek algıları henüz gelişmediği için, yaşadıkları durumları hep yaşamaya devam edeceklerini zannederler. Bu durum bir kere kırıldıkları zaman, hep kırılmaktan korkmalarına da sebep olmaktadır.

İnsanlar, yaşadıkları tüm deneyimleri beyinde işlemleyerek kaydetmeye yönelik doğal bir eğilim taşımaktadır. Travmatik dediğimiz sarsıcı yaşam olayları oluştuğunda, bu işlemleme süreci sekteye uğrar ve yaşantılar ham ve işlenmemiş bir şekilde kaydedilir. İşlemlenmemiş bilgi, kaç yıl önce yaşanmış olursa olsun, yaşandığı günkü haliyle kalır ve beyinde tetiklenmeye hazır halde bekler. EMDR, bireye çift yönlü uyaran vermeye yönelik tekniğiyle; bu işlenmemiş anıları yeniden canlandırarak, terapistin desteğiyle sağlıklı bir şekilde işlenmesini sağlar. Yeniden işlemleme; bir anlamda, yeni öğrenme ağlarının oluşması ve var olan sağlıklı ağların güçlenmesi demektir. Böylelikle, travmatik yaşantıların kişi üzerindeki olumsuz izleri de ortadan kalkmaktadır.

Bir olayın travmatik olup olmadığını değerlendirmek için sadece yaşanılan olaya bakılması yanıltıcı olabilir. Olumsuz olay; kişinin, onun için rahatsız edici olan deneyimi kaç yaşında yaşadığı ve bu yaşın gelişim özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bir bebeğin hissettiği korkuyla bir yetişkinin hissettiği korkunun aynı olması mümkün değildir. Dolayısıyla, ebeveynin fark edemediği küçük durumlar bile, bebek tarafından travmatik deneyimler olarak yaşantılanabilir ve sonrasında beden hafızasına bu şekilde kaydedilebilir. Bu yaşantılar, duygu düzenlemesi diye adlandırılan sürecin temelini oluşturur. Duygu düzenlemesi, kişilik yapısının özüdür ve kişinin yetişkinlik yaşamında anlamlandıramadığı zorlukların da altında yatan kök neden olabilir. Bu nedenle, erken dönem travmalarının onarımı kritik önem taşımaktadır.

Erken dönemde beynin çözümleyemediği deneyimler, yetişkinlik yaşamında tetiklenmeye hazır bir şekilde bekler ve kişinin yaşamını oldukça zorlaştırabilir. Çok çabuk öfkelenmek, günlük yaşamda basit olaylara çok yoğun duygusal tepkiler vermek, ilişkilerde veya genel olarak hayatta ne istediğine bir türlü karar verememek, nedeni anlaşılamayan içsel sıkıntılar yaşamak ve bu içsel sıkıntılardan kurtulmayı başaramamak, kontrol edilemeyen birtakım bedensel şikâyetler yaşamak ve bedeni rahat ve güvende hissedememek vb. zorluklar; erken dönem kökenli olabilir. Birçok kişi, günlük hayatta yaşadığı zorlukların nedenlerini ve çözüm yollarını bildiği halde hareket edemediğinden, yapması gerekeni yapamadığından yakınır. Bu “biliyorum ama yapamıyorum” feryadının altında da, gene, bu erken dönem süreçleri ve o dönemlerde yaşanılan zorlanmalar yatabilmektedir.

Protokolü Sandra Paulsen ve Katie O'Shea tarafından geliştirilen duygu çalışması ve Erken dönem travma çalışması, travmaların onarımına yönelik bir danışmanlık hizmetidir. Bu çalışmada özel bir psikoterapi tekniği olan EMDR yöntemiyle çalışılır ve temel duygular ve gelişimsel dönemler üzerine yapılandırılan iki aşamadan oluşur.

Duygu Çalışması

İlk aşama, duygu kanallarıyla ilişkilidir. Panksepp adlı bir bilim adamı, doğuştan sahip olduğumuz yedi temel duygudan (merak, korku, öfke, panik, oyun, bakım/ilgi, şehvet/sevgi) bahsetmektedir. Bu duygular, öğrenilmemiştir, insan doğasının gereği olarak herkeste zaten mevcuttur. Her duygunun beyinde bir işleyiş düzeneği vardır. Bebekleri gözlemlediğimizde, korkmaları gerektiğinde korktuklarını, öfkelenmeleri gerektiğinde öfkelendiklerini görürüz. Bebeklik döneminin diğer dönemlere göre farkı; bu dönemde, korteksin; yani beynin mantıklı, bilinçli tarafının henüz gelişmemiş olmasıdır. Bir bebek korktuğunda bunun korku olduğunu anlayamaz ve isimlendiremez. Sadece hisseder ve yaşar. Bu yaşantı beden hafızasına kaydedilir. Örneğin; korku, bedeni uyarır; kalp atışı artar, kan dolaşımı hızlanır. Bebek, yaşadığı şeyin korku olduğunu, zamanla geçeceğini bilemez; sadece bunu deneyimler. Bu deneyim aşırı zorlayıcı olabilir ve dehşet duygusu yaratabilir. Bunun sonucunda, bebek, kendini korumak için bir takım savunma mekanizmaları geliştirir. Bu savunmalar zamanla kemikleşir ve her ortam ve durumda yeniden aktifleşir. Bu da, ruhsal açıdan sağlıksız örüntülerin zeminini hazırlayabilmektedir.

Duygu kanallarına yönelik çalışmada, bireyin doğuştan getirdiği kabul edilen bu yedi temel duyguyla, sonradan öğrenilen utanç ve suçluluk duyguları üzerinde çalışılır ve bu alanlardaki olumsuz deneyimler, sağlıklı bir şekilde işlemlenerek bünyeye katılır. Bu desteğin ardından kişinin, olumsuz olaylar ve krizler karşısında duygusal olarak baş edebilme kapasitesi gelişmekte, bedensel şikayetlerinde belirgin bir azalma görülmektedir.

Erken Dönem (0-3 yaş) Travmalarını Yeniden İşlemleme Çalışması

İkinci aşama, erken dönem (0-3 yaş) travmalarını yeniden işlemleme çalışmasıdır. 0-3 yaş döneminde meydana gelen ameliyatlar, hastalıklar, kazalar, anne babadan birtakım nedenlerden dolayı uzun dönemli ayrılıklar, ebeveynlerden birinin bebeklik döneminde kaybı, bebeğin yaşadığı fiziksel tehditler, kısacası bir yetişkinin bile üstesinden gelmekte çok zorlandığı deneyimler bebeklik döneminde yaşanırsa; bu bebeğin sonraki yaşamı ve beyin gelişimi için büyük bir risk oluşturur. Hayat boyu kişinin güvende hissetmesini engelleyebilir. Ayrıca, sadece bebeğin yaşadığı travmalar değil, kişinin bebeklik döneminde anne babanın yaşadığı tüm travmalar da anne bebek ilişkisini ve bağlanmayı etkiler. Bu nedenlerden ötürü; bu aşamada gelişimsel dönemler çalışılır. Kişinin geçmişinin, anne karnından başlayarak 3 yaşına kadar olan dönemi, alt dönemlere ayrılır (Örneğin 0-6 ay arası dönem). Her dönem, tek tek, belli bir EMDR protokolü çerçevesinde çalışılır. Böylelikle, söz konusu dönemde beden ve duygu hafızasına yerleşmiş olan olumsuz deneyimler ve travmatik yaşantılar beyin tarafından işlemlenebilir. Bu işlemleme, kişiyi olumsuz deneyimlerine karşı duyarsızlaştırır ve kişideki, bu yaşantılarla bağlantılı rahatsızlık hislerini giderir.

Neden Bu Çalışma?

Erken dönem travma ve duygu çalışması, yetişkinlere, ergenlere ve çocuklara uygulanabilir. Bu çalışma sadece yaşamda zorluk yaşayan kişilere değil, herkese önerilen bir çalışmadır. Bunun nedeni, çalışmanın, yaşamın her alanını etkileyen duygu düzenlemesi kapasitesi üzerine yoğunlaşmasıdır. Evlenme ve çocuk sahibi olma gibi değişim içeren yaşam olayları öncesinde uygulanabileceği gibi; kurduğumuz ilişkilerin kalitesini arttırmak, daha üretken ve doyumlu bir hayat yaşamak amacıyla da böyle bir sürece girilebilir.

 

5-Aile Danışmanlığı

Yaşanan sorunların aile sistemi içerisinde ele alındığı; kimi durumlarda ailenin tamamının, kimi durumlardaysa bir kısmının sürece dahil edildiği danışmanlık hizmetidir. Bu nedenle; anne, baba, çocuk ve ailenin diğer bireyleri aynı seansta bir arada görülebilir.

Pakua Psikolojinin uzman aile danışmanlarının/terapistlerinin yürüttüğü seanslarda, söz konusu problemin oluşumunda, devamında ya da çözümünde aile üyelerinin ne gibi roller oynadığı gözlenir. Aile danışmanı/terapisti aile bireylerinin her birinin farklı özelliklerini kabul edip, beraber yaşama dengesi kurmalarını ve hayat içindeki rollerini ve işlevselliklerini arttırmalarını sağlamaya çalışır.

Ailede her birey farklı sorunlardan şikayetçi olabilmektedir. Aile danışmanlığında tek tek bireylerin şikayetlerine odaklanmaktan çok, aile sistemindeki hangi etkenlerin bu şikayetlere neden olabileceğine bakılır. Aile sistemini etkileyen pek çok etken söz konusudur. Her ailenin; gizli, sözel olmayan, ama alttan alta işleyen kuralları, her bireyden farklı beklentileri ve duygusal bir atmosferi vardır. Ailedeki bireylerin bireyselleşme veya iç içelik düzeyleri, esneklik veya katılık dereceleri, rollerin net olup olmaması gibi özellikler; ailenin sağlıklı veya sağlıksız işleyişini özellikle etkileyebilmektedir.

Aile, bir geçmişi paylaşan, duygusal bağı olan, ortak hedef ve planları olan bireylerden oluşmuş bir yapıdır. Aile kişilerin fizyolojik ihtiyaçları kadar psikolojik ihtiyaçlarının da karşılandığı bir ortamdır. Aile sisteminde, aile ilişki kalıplarında problemler yaşanırsa aile bireylerin bu temel ihtiyaçlarını karşılayamamaya başlar. Bu durumda çok çeşitli aile bireylerinde çok çeşitli semptom ve sorunlar oluşmaya başlar. Aileler toplumsal, kişisel ya da çok çeşitli etkenler nedeniyle işlevsellik açısından ikiye ayrılır. Sağlıklı işlev gösteren aileler, sağlıksız işlev gösteren aileler.

Sağlıklı işlev gösteren ailelerin özellikleri ve bireylere etkileri şu şekildedir;

  • Aile bireyleri birbirlerinin duygularını paylaşır ve anlar.
  • Birbirlerinin farklılıkları kabullenirler.
  • Aile bireyleri birbirlerine ilgi ve sevgi hisseder.
  • Birbirleriyle gerektiğinde iş birliği yaparlar.
  • Problem çözme becerileri gelişmiştir.
  • Mizah duygusu gelişmiştir.
  • Fiziksel ve psikolojik temel ihtiyaçların karşılanır.
  • Değerler sistemini oluştururlar.
  • Birbirlerinin rahatına saygı gösterirler.
  • Birbirlerini takdir ederler.
  • Birbirleriyle İletişim kurarlar ve iletişim yoluyla problemlerini çözerler ve anlaşılmış hissederler.
  • Birlikte zaman geçirirler.
  • Sorunlarla başa çıkma becerileri gelişmiştir.

Sağlıksız işlev gösteren ailelerde görülen başlıca özellikler; kayıplar ve tutulmamış yaslar, nesiller arası travma aktarımları, problem çözme becerileri ve sorunlarla başa çıkma becerilerinin azlığı, iki kişi arasında çözülemeyen problemlerin bir üçüncü dahil edilerek çözülmeye çalışılması, rollerin birbirine karışması, hiyerarşilerin bozulması, aile hayatı ile ilgili yüksek idealler, birbirlerine çok yüksek beklentiler yükleme, çatışma çözme ve çatışmayı yönetme ile ilgili eksiklik, görüş ve beklenti karmaşıklığı, iletişimde birbirlerine karışık mesajlar verme ve hayal kırıklıkları ve karşılanmamış beklentilerdir. Aile sisteminde bu tür işlevsel ve yapısal problemler olduğunda bu durum kaçınılmaz olarak ruhsal sağlıkla ilgili psikolojik rahatsızlıkları da beraberinde getirmektedir. Var olan ve çözülmesi gerekli bir problem görmezden gelindiğinde ve çözülemeden bir yerlere atıldığında kişiler semptom oluşturarak bu problemlerin verdiği ağırlığı azaltmaya çalışmaktadır. Problemlerden kaçmanın bedelleri aile bireyleri tarafından ağır bir şekilde yaşanabilmektedir.

Aile danışmanlığında herhangi bir aile bireyinde var olan sorun aile sistemi üzerinden çalışılır. Aile sistemi de sorunun çözümüne dahil olduğunda, ailenin destek sistemi de harekete geçirilir, sistemden kaynaklı sorunların çözümünde yardımcı olunur. Aile danışmanlığı/terapisi; sistemin tamamı üzerinden bir değerlendirme yapma ve sistemdeki bireylerin hepsinin çözüme dahil edildiği bir çerçeveyle bakma şansı oluşturduğu için, aile danışmanlığında sorunlar bireysel terapiye/danışmanlığa oranla daha kısa sürelerde çözülebilmektedir.

Aileye yeni bir katılımın olacağı hamilelik süreçlerine dair de aile danışmanlığı verilir. Bu hizmet çeşitli temalar etrafında belirlenebilir: Hamilelik sürecindeki kişileri anne ve babalığa hazırlamak, hamilelik sonrası aile içinde değişecek olan dinamikler ve rollere dair farkındalık kazandırmak, doğumu takip eden ilk zamanlarda aile içi dengelerin oturmasına yardımcı olmak vb.

Ailenin yaşadığı zorlu yaşam olaylarında örneğin; ailedeki dengelerin değişmesine yol açan hastalık, ölüm gibi yaşam olayları sonrasında da, bu durumların üstesinden gelebilme, yeni dengeleri kurabilme ve duyguları ya da kayıpları engelleyici dinamikleri çözümlemeye yönelik çalışmalar yapılır.

Evlilik öncesi danışmanlık hizmeti de; yeni bir aile kurma başlangıcında olan çiftler için, aile birliği oluşturabilme, iki kişilik bir sisteme geçiş, birliktelik duygusunun ve aile değerlerinin birlikte oluşturabilmesi alanlarında verilen aile danışmanlığının içinde yer alan bir hizmettir.

Başvuru Nedenleri

  • Çocuk, anne-baba ilişkisi üzerindeki dengesizlikler, anlaşmazlıklar,
  • Aile ortamında yaşanan huzursuzluk ve gerilimler
  • Zorlayıcı ve ağır yaşam olayları, kayıp, hastalık, ölüm, iflas vb.
  • Karı koca anlaşmazlıkları
  • Yaşla birlikte gelen psikolojik durumdaki değişiklikler
  • Aile üyelerinden birinin sağlık sorunu ya da kaybının ardından aile dengesinin bozulması
  • Annenin gebeliği ya da doğum yapması ile başlayan süreçler
  • Çocuk ya da ergende gelişen uyum sorunları ya da davranış değişiklikleri
  • Ekonomik kriz
  • Aile içinde yaşanan rol karmaşaları ve hiyerarşik yapının bozulması
  • Çocukların evden ayrılması(üniversiteye gitme, evlenme gibi), karı kocanın birlikte çocuksuz bir sisteme uyum sağlamasını gerektiren süreçler
  • Aile sisteminde kriz yaratan her tür olay
  • Aile üyelerinden birinde ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıklar( panik atak, depresyon, alkol-madde kullanımı, davranış bozuklukları, bipolar bozukluk, şizofreni, yeme bozuklukları vb)

NEDEN AİLE DANIŞMANLIĞI

Aile danışmanlığı: ailelerin sağlıklı çalışmayan yönlerini tespit ederek; ailenin içinde bulunduğu açmaza yeni yollar açabilmesini sağlar. Aynı zamanda tüm aile bireylerinin, ailenin güçlü yönlerini, sağlıklı işleyen yapılarını fark etmeleri sağlanarak, ailenin daha da güçlenmesine ve sağlıklı işlevler gösteren bir aile yapısı oluşturmalarına yardımcı olunur. Tıpkı fiziksel hastalıklarda olduğu gibi ruhsal sorunlar ve aile içi problemlerde de geç kalmamak, sorunların daha çabuk çözülmesine yardımcı olur. Bütün aile bireylerinin sorunun çözümüne dahil olması, problemlerin daha kısa sürede çözülmesine yardımcı olur. Aynı zamanda aile danışmanlığında/terapisinde sadece sorunlu birey değil tüm aile üyeleri yapılan terapi çalışmalarından doğrudan ya da dolaylı fayda görür. Tüm aile bireylerinin şikayetlerinin ve rahatsız olduğu konuların ele alınmasına ve çözülmesine yardımcı olunduğu için bu hizmetten tüm aile bireyleri kazançlı çıkar. Aile danışmanlığında en temel amaç, tüm aile bireylerinin var olan sorunlarını dile getirmeleri desteklenerek sorunlarına çözüm yolları bulabilme kapasitelerinin arttırılması ve herkese iyi gelen sağlıklı çözümler bulmalarını sağlamaktır.

 

Aile Terapistinin/Danışmanının Nitelikleri

Psikoloji, psikolojik danışmanlık, sosyal hizmet uzmanlığı ve tıp doktorluğu lisansına sahip olan uzmanların Avrupa ve Amerika’da Aile ve Çift Terapileri kurullarınca belirlenen standartlara göre en az 500 saat eğitim ve klinik süpervizyon almış olması gerekmektedir.

Pakua Psikoloji ve Gelişim Akademisi’nde çalışan “Aile ve çift terapisti” ünvanlı uzmanlar, belirtilen bu standartlara uygun eğitim almışlardır.

Sıkça Sorulan Sorular

Genellikle danışma sürecine başlamadan önce, görüşmelerin ne kadar süreceği, görüşmelerin nasıl olduğu, psikoterapistin/danışmanın uzmanlığı ve deneyimi, psikoterapi/danışmanlık sürecinin yaşanılan problemde etkili olup olmayacağı, hangi psikoterapi/danışmanlık tekniklerinden yararlanılacağı, başka alternatiflerin varlığı, ücretlendirme politikası en sık merak edilen sorulardır. Merkezimizde ilk görüşmelerde süreçle ilgili danışanlara bilgi verilir. Aynı zamanda ilk görüşmelerde ve süreç içinde tüm merak ettiğiniz konular hakkında psikoterapistinizden/danışmanınızdan bilgi alabilirsiniz.

 

5-Cinsel Danışmanlık

Cinsel yaşamda karşılaşılabilecek her türlü sorunla ilgili verilen bir danışmanlık türüdür. Cinsel sorunlar, kadın ve erkeğin normal bir şekilde cinsellik yaşamalarını güçleştiren psikolojik ve fizyolojik engellerdir. Psikolojik engeller genellikle cinsellikle ilgili çocukluk yaşantılarından elde edilen yanlış bilgilerden veya ilk cinsel yaşantının travmatik oluşundan ve olumsuz duygular yaratmasından kaynaklanmaktadır. Bu olumsuz duygular insanın normal bir şekilde cinsel eylemi gerçekleştirmesini ve haz almasını engellemektedir. Fizyolojik engellerden bazıları ise, organ bozuklukları, şeker hastalığı ve alkolizm gibi sorunlardır. Her ne kadar fiziksel sebepler nedeniyle ortaya çıkan cinsel sorunlar olsa da cinsel sorunlar daha çok psikolojik ve toplumsal etkenlere bağlıdır. En sık başvuru nedenleri arasında ilk sırada vajinismus yer almaktadır.

Vajinismus, cinsel ilişki sırasında vajina kaslarının istemsiz kasılması sonucunda penisin vajinaya girmemesi veya çok ağrılı bir şekilde girmesi durumudur. Vajinismus probleminin sebebi %90-95 psikolojik sebeplerden kaynaklanırken, %5-10'u fizyolojik sebeplerden (mantar, idrar yolu enfeksiyonu, kist vs.) kaynaklanmaktadır. Vajinismus'un psikolojik nedenlerinin arasında yanlış ve çarpıtılmış kültürel ve dini baskılar, cinsel travmalar, yıllar süren bekareti kaybetme korkuları, çarpıtılmış inanç ve korkular sayılabilmektedir.

Vajinismus tedavisinin temel amacı çifte doğal ve keyifli bir cinsel hayat sunmaktır. Vajinismus, bilinçaltı korkuların çözülmesi, bilişsel çarpıtmaların ve bilgi yanlışlıklarının düzeltilmesi ve sistematik duyarsızlaştırma ile kısa sürede çözülebilen bir problemdir.

Vajinismus yaşayan bir kişinin eşinde erken boşalma veya ereksiyon güçlükleri görülebilir. Bu durumda kombine terapi ile her iki çiftin sorunun çözümüne yönelik çalışılarak sağlıklı ve keyifli bir cinselliğin önündeki engeller kaldırılır.

Sıklıkla görülen başvuru nedenleri

Vajinismus

Erken boşalma,

Cinsel isteksizlik,

Ereksiyon güçlükleri

Orgazm bozuklukları vb.

 

6-Ebeveyn Danışmanlığı

Ebeveyn Danışmanlığı, hamilelik, bebeklik, çocukluk ve ergenlik döneminde çocuklarınızı sağlıklı bir biçimde yetiştirmenize yardımcı olan danışmanlık türüdür. Ebeveyn danışmanlığı çocuk ve ergenlerle çalışmanın ayrılmaz bir parçasıdır.

Bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemi, gelişimin çok hızlı olduğu dönemlerdir. Bebek/çocuk/ergen hızlı bir gelişim ve büyüme içinde oldukları için belli yaş ve dönemlerde yaşanılan gelişimsel krizler vardır. Her yeni dönem, her yeni yaş, her değişiklik beraberinde krizleri de getirir. Bebeğin doğması, bakımı, süt emmesi, yemesi, doyurulması, uyku düzeni, mizacı, süt bırakması, yürümesi, konuşması, tuvalet eğitimi, kreşe başlaması, arkadaş edinmesi, ilkokula başlaması, ders çalışma alışkanlığı kazanması vb. çok hızlı değişimler üst üste yaşanır ve değişim süreçleri krizler doğurabilir. Bu krizlerin yaşanması çok normaldir ve atlatılması zorunludur. Önemli olan bu krizlerin bu süreçlerle bağlantılı olduğunu bilerek bu krizleri doğru ele almaktır. Önleyici danışmanlıkta; krizler sorunlu davranışa dönüşmeden, sorunlu davranış pekişmeden, nasıl çözülebileceği konusunda yardımcı olunur. Krizler büyümeden ele alınmış olur ve bu şekilde yıpratıcı ve maliyetli süreçler engellenmiş olur.

Çocuk gelişimini bilmek, ebeveynlerin uygun ve bilinçli davranabilmeleri açısından çok önemlidir. Çoğu sorun anne babanın çocuğun gelişimsel özelliklerini bilmemesinden ve gelişimsel krizi yönetememesinden kaynaklanır. Çocukta bir sorun oluştuğunda çoğu gelişimsel kaynaklı olan bu sorunlarda; anne baba panikler. Anne baba paniklediği zaman çocuk korkar, olumsuz duygular yaşar ve kendisinde bir problem olduğunu düşünür. Aslında birkaç müdahale ile atlatılabilecek kriz büyür ve başka sorunların da oluşmasına neden olur ve çözüm gitgide zorlaşır.

Ebeveyn danışmanlığı; çocuğun karşılanması gereken ihtiyaçları, çocuğun gelişim özellikleri, hangi davranışın normal hangi davranışın anormal olduğunu ayırt etme, çocuğun yaşına uygun gelişiminin sağlıklı bir şekilde ilerleyip ilerlemediğini tespit etme, duygusal sağlığı yerinde olan çocuklar yetiştirmek için sağlıklı, işlevsel ebeveynlik becerileri konularında verilen danışmanlık hizmetidir. Çoğu zaman çocuklarda yaşanan problemlerin kaynağında işlevsel olmayan ebeveyn özellikleri yatar. Problemlerin içinde çok kalındığında, anne baba kendisini dışarıdan göremeyebilir. Ebeveynlerin kendi anne babalarından getirdiği ebeveynlik becerilerinin bazıları işlevsizdir. Bunları fark etmek ve değiştirmek çocuklarla olumlu ve iyi ilişki kurabilmek için çok önemlidir.

Çocuğun sorunlarını çözebilmek ve duygusal sağlığı yerinde çocuklar yetiştirebilmek için uygun ebeveyn işlevlerinin neler olduğu, ebeveynlik sezgilerine güvenmeyi öğrenme, soruna yönelik uygun müdahale yöntemleri, anne ve babanın birlikte bu sorunu/krizi nasıl yönetecekleri konularında ebeveynlere bilgi verilir ve işlevsel ebeveynlik becerileri deneyimsel yöntemlerle kazandırılır.

Ebeveynler sorunu doğru ve kısa sürede ele aldığında çocukla ilgili çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. Her sorunun bir çözümü vardır. Çocuklarla ilgili sorunlar, gelişiminin ketlenmemesi açısından acil olarak ele alınmalıdır.

Bebeklikte/çocuklukta/ergenlikte ihmal edilen görmezden gelinen çözülmeyen her sorun yaşamın herhangi bir yerinde tekrar kendini gösterir ve daha büyük ve içinden çıkılması zor sorunlara neden olabilir. Ebeveyn danışmanlığının ana amacı sorunlara ve krizlere erken müdahale edip önlemler almaktır.

Hamilelik Dönemi ve 0-2 yaş Dönemi Ebeveyn Danışmanlığı

Hamilelik dönemi ebeveyn danışmanlığı; hamilelik döneminde annenin stresiyle başa çıkabilmesi, stresini düzenleyebilmesi, karı-koca olarak bu süreçte birbirlerine nasıl destek olacakları, birbirlerini nasıl rahatlatacakları, anne ve baba adayının duygusal olarak anne ve baba olmaya hazırlanması, bebek doğduktan sonra oluşabilecek krizler ve bu krizleri nasıl yönetecekleri konusunda bilgilenmeleri ve deneyimlerini genişletme amacıyla verilen danışmanlık hizmetidir.

Bebek doğduktan sonra, 0-2 yaş dönemine yönelik ebeveyn danışmanlığında; bebekle kurulacak güvenli ve sağlıklı anne bebek ilişkisi, bebeklik dönemi gelişim özellikleri, bebeğin anneyle güvenli bağ kurmasını sağlamak amacıyla güvenli, sağlıklı ve işlevsel ebeveynlik becerilerinin kazandırılması, bebeğin uyku, yeme düzeni, hem fiziksel hem duygusal olarak bebeğin anneden nasıl besleneceği, babanın bu süreçte anneye nasıl destek olacağı ve evde değişen yeni sisteme yani bebekli sisteme anne babanın uyumunu sağlama ve üst ailelerle ilişkinin yeniden düzenlenmesi gibi konularda danışmanlık hizmeti verilir.

Çocuk (2-12) Ebeveyn Danışmanlığı

2-12 yaş arası çocukların gelişim özellikleri hakkında bilgi verilmesi, çocukların yaşına göre beklentilerin düzenlenmesi, okula başlama, ders çalışma alışkanlığı kazandırma, sosyal becerilerini güçlendirme, aile içi dinamiklerin çocuk üzerindeki etkisi, boşanma durumunda çocukla ilgili düzenlemelerin yapılması, okul, il vb. çocuğun ortamının değiştiği durumlar, çocuk travmatik bir olay yaşadığında yapılabilecek yardım ve destek müdahaleleri, işlevsel ebeveynlik becerileri konularında ve çocuğu etkileyen ve ilgilendiren çok çeşitli konularda ailelere verilen ebeveyn danışmanlığı hizmetidir.

Ergen (12-18) Ebeveyn Danışmanlığı

12-18 yaş arası ergenlik dönemi gelişim özellikleri, ergenlik döneminde anne babayla olan ilişkilerin yeniden düzenlenmesi, aile içi kuralların yeniden düzenlenmesi, ergenin yaşadığı kimlik bulma süreci, okul ve ders süreçleri, ergenlik döneminde riskli davranışları ayırt edilmesi, ergenlik döneminde ortaya çıkan krizleri ebeveynlerin nasıl yöneteceği, işlevsel ebeveynlik becerileri konularında ve ergeni etkileyen ve ilgilendiren çok çeşitli konularda verilen ebeveyn danışmanlığı hizmetidir.

NEDEN EBEVEYN DANIŞMANLIĞI?

Çocuk yetiştirirken tek bir doğru yoktur. Taviz verilmemesi gereken temel ilkeler dışında ebeveyn çocuk arasındaki esneklik alanı genişletilmelidir. Çocukları hatalı yetiştirmekten korkmak yerine çocuklarla yaşanan krizleri birer gelişim fırsatı olarak ele alıp sorunlara çözüm üretme noktasına gelmek amaçlanmalıdır. Sorunların tek bir çözümü yoktur, her aileye, her ailenin dinamiklerine ve yapısına göre çözümler farklılaşır. Önemli olan zihni sorun odaklı düşünmekten çözüm odaklı düşünme noktasına getirmektir. Ebeveyn danışmanlığında temel ilkelerden birisi de ebeveynlerin sorunlara yönelik çözüm üretme kapasitesini arttırmaktır.

Bebeklikte/çocuklukta/ergenlikte ihmal edilen, görmezden gelinen ya da fark edilemeyen ve çözülmeyen her sorun yaşamın herhangi bir yerinde tekrar kendini gösterir ve daha büyük ve içinden çıkılması zor sorunlara neden olabilir. Ebeveyn danışmanlığının ana amacı sorunlara ve krizlere erken müdahale edip önlemler almaktır.

Bir sorun uzun süre çözülemediğinde; çocuğun/ergenin tüm gelişim alanları bu sorundan olumsuz bir şekilde etkilenir ve diğer gelişim alanlarında da farklı sorunlar oluşur. Sorunlar büyümeden ya da oluşmadan yapılabilecek erken müdahale hem çözüm sürecinin kısalmasında hem de başka sorunların oluşumunun önlenmesinde belirleyici rol oynar. Bu sebeple Ebeveyn Danışmanlığı iki başlık altında özetlenebilir;

Sorunları yönetme

Çeşitli gelişimsel dönemlerde ortaya çıkan krizleri yönetmek ve ebeveynlerin, çocuklarına daha sağlıklı yaklaşmalarını sağlamaya, bu sayede sorunları büyümeden çözmeye yönelik, iyileştirici bir danışmanlık hizmetidir.

Krizler, çocuğun içinden geçtiği gelişimsel dönemin bir yansıması olabileceği gibi, boşanma, ailede kayıp, taşınma gibi yaşam olayları kaynaklı da ortaya çıkabilir.

Sağlıklı gelişim takibi

Herhangi bir belirti söz konusu olmadan, ebeveynlerin, çocuklarının ruhsal açıdan sağlıklı, sosyal ve duygusal becerileri gelişmiş, kendine güvenli bireyler olarak yetiştirmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirilen, önleyici bir danışmanlık hizmetidir. Gelişim sürecinin özellikleri ve çocuğun zihinsel, duygusal, sosyal ve bedensel gelişiminin desteklenmesi konularında aileye danışmanlık verilir.

Ebeveyn danışmanlığı önleyici ve koruyucu olması nedeniyle çok önemli bir hizmet alanıdır. Önleyici danışmanlık hizmetleri çoğu zaman kısa sürelidir.

 

7-Psikiyatrik Değerlendirme

Kişinin yaşadığı zorlukların altında yatan medikal bir etmen olup olmadığını anlamak amacıyla, bir psikiyatrist tarafından yapılan değerlendirme çalışmasıdır.Alkol ve madde kullanımı, depresyon, panik atak, yeme bozuklukları, kaygı bozuklukları gibi psikiyatrik rahatsızlıklar söz konusu olduğunda bu değerlendirmenin yapılması gereklidir.

Değerlendirme sonucunda kişinin ilaç desteğine ihtiyacı olup olmadığna karar verilir ve gerekli ilaç tedavisi düzenlenir.

Psikiyatrik müdahale bir çok zaman bireysel danışmanlıkla paralel olarak yürütülür ve kişinin bütüncül bir yaklaşımla sağaltımı hedeflenir.

 

8-Sınav Performansı Arttırma

İnsan gelişimi bilişsel, duygusal, sosyal, ahlaki, fiziksel, kişilik vb. birçok alt boyuttan oluşmaktadır.Gelişimde bütünlük ilkesi, bu alt boyutların birbirleriyle etkileşim içerisinde gelişimlerini sürdürdüğüne dikkat çekmektedir. Bu çerçeveden bakıldığında bir gelişim alanındaki olumlu/olumsuz farklılaşmalar diğer gelişim alanlarına da etki etmektedir. Örneğin bireyin akademik performansında karşılaştığı bir sorun, onun bilişsel, duygusal, sosyal ya da kişilik gelişiminde önemli etkiler yaratabilmektedir.

Çocuğun/ergenin büyürken başarı duygusunu hissetmesi, başarılı ve yeterli olduğuna dair deneyimler oluşturabilmesi, gelişimin birçok alanının sağlıklı olması açısından son derece önemlidir.

Gerek başvuru sayısının kontenjandan fazla olduğu yerleştirme amaçlı değerlendirmelerde, gerekse öğretim faaliyetlerinin amacına ulaşılıp ulaşılmadığının kontrol edildiği düzey belirleme amaçlı değerlendirmelerde sınavlar kaçınılmazdır. Ülkemizde bu amaçla yapılan sınavlar ağırlıklı olarak sonuç odaklı eğitim sistemine dayanmaktadır ve uzun eğitim –öğretim faaliyetleri birkaç saatlik sınavlarla test edilmektedir. Bu sınavlar esnasında birçok hata kaynağının devreye girmesinden dolayı, değerlendirme işlemlerinin güvenirliği olumsuz etkilenmektedir. Bu hata kaynaklarından biri de bireyin sınav esnasında yoğun olarak yaşadığı ve gerçek performansını ortaya koymasını engelleyen olumsuz duygular kaynaklı olmaktadır.Bu sınavlar, çocuğun/ergenin ders esnasında verilen bilgileri ne kadar öğrendiğinden ziyade öğrendiği bilgiyi aktarabilme ve performansını gösterebilme becerisini ölçmektedir.

Birçok kişi, kendisi için önemli bir sınavın ardından soruları inceleme esnasında, sınavda yapamadığı ya da yanlış yaptığı bir soruyla karşılaşınca "bu soruyu nasıl kaçırdım" ya da "bildiğim soruyuyanlış yaptım" gibi tepkilerde bulunmaktadır. Sınav esnasında yapılamayan birçok sorunun sınavdan sonra rahatlıkla yapıldığı görülmektedir. Sınavlarda karşılaşılan bu durum, sınavların yalnızca bilen-bilmeyen ayrımı yapmadığını, aynı zamanda sınav esnasında olumsuz duygularını kontrol edebilen-edemeyen ayrımını da yaptığını göstermektedir.

Öğrenmede zeka kadar sosyal ve duygusal beceriler, olumsuz ya da olumlu deneyimler, genel uyarılmış hali, güdülenme vb. de etkilidir.

Yalnızca öğrenmenin performansa dönüştürülmesinde değil, öğrenmede de duyguların çok önemli bir yeri vardır. Örneğin merak duygusu bir şeyi başlatma, ilerletme ve sonuna kadar götürmeyi, öfke duygusu iddialı olmayı, keyif duygusu yapılan işten, öğrenilen bilgiden keyif alınmasını sağlar ve bu şekilde daha kalıcı ve deneyimsel bir öğrenme yolu açılmış olur. Her duygunun kendine has bir işlevi vardır. Duygu kanallarında olumsuz yaşantılardan dolayı tıkanıklıklar olursa duygular işlevlerini yerine getiremez. Bu da öğrenmeyi ve alınan bilginin niteliğini etkilemektedir.

Bazı durumlarda çocuğun performansını gösterememesinin ve yoğun kaygı yaşamasının nedeni önceden yaşanmış olumsuz deneyimler ve bu olumsuz yaşantılar nedeniyle oluşmuş olumsuz inanışlardır. Olumsuz inanışlar başarısızlığın altında yatan çok önemli etkenlerden biridir. "Ben başarısızım", "ben yetersizim","mükemmel olmalıyım, hata yapmamalıyım" vb. gibi olumsuz inanışlar olumlu yaşantıları ve başarıları görmeyi engeller, kişinin hep olumsuz yönlerine odaklanmasına sebep olur ve keyif alma duygusunu azaltır. Keyif alma duygusu azaldıkça sıkıntı ve rahatsızlık hissi artar. Eğer çocuğun/ergenin" ya yapamazsam", "ya başarısız olursam" endişeleri varsa, var olan performansını yoğun bir kaygı nedeniyle gösteremiyorsa, buna neden olan olumsuz deneyimler ve anılar, aileden ve çocuktan/ergenden alınan bilgiye göre belirlenmeli ve bu olumsuz düşüncelerin kaynakları bulunmalıdır.

Bazı durumlarda anne ve babalar çocuktan fazla kaygı ve tetik durumunda olabilir.Bu durum; anne ve babanın kendi çocukluk ya da ergenlik döneminde yaşadıkları olumsuz deneyimleriyle bağlantılı olabilir. Eğer anne babayı zorlayan çözülmemiş deneyimler varsa;anne babayı rahatlatmak ve kaygı seviyelerini düşürmek için de çalışmalar yapılmaktadır.

Yapılandırılmış Sınav Performansı Arttırma Programı

Önce çocuğun/ergenin yaşadığı performans ya da kaygı durumunun kaynağı tespit edilir. Aileden ve çocuktan/ergenden ayrıntılı bilgi edinilir. Kaygıyı azaltmaya yönelik ya da performansı arttırmaya yönelik İhtiyaçlar belirlenir.

Kaygıya ya da düşük performansa neden olan ya da çocuğun/ergenin sürekli tetikte kalmasına neden olan aile içi iletişim kalıpları varsa problemin kaynakları çalışılır.

EMDR terapisi ile duygu çalışması yapılarak öğrenmenin ve performansın üzerindeki olumsuz duygu deneyimleri azaltılmaya çalışılır ve duygu kanallarındaki tıkanıklıkların çözümlenmesi sağlanarak duygunun öğrenme süreçlerindeki pozitif etkisi arttırılır. Aynı zamanda duygu çalışması uygulanarak duyguların işlevlerini yerine getirmeleri ve çocuğun/ergenin stresli durumlarla daha iyi başa çıkması sağlanır.

Ergenin/çocuğun kendine dair başarısızım, yetersizim, yapamam, hiç hata yapmamalıyım gibi olumsuz ve genellenmiş inanışları ve kaygıyı yükselten olumsuz deneyimleri varsa, EMDR terapisi ile çalışılır. Çocuğa/ergene rahatsızlık veren anılara karşı duyarsızlaşması sağlanarak olumsuz inanışlar olumlu inanışlarla değiştirilir ve kaygı azaltılarak normal seviyeye getirilir.

Çocuğun/ergenin sınav performansını arttırmaya yönelik olarak; önceden yaşamış olduğu olumlu yaşantılarında başarılı ve yeterli olduğu sahneler belirlenir, geleceğe dair olumlu senaryolar birlikte oluşturulur ve bu şekilde çocuğun/ergenin var olan fakat farkında olmadığı pozitif içsel kaynakları güçlendirilir. Yeni pozitif kaynaklar birlikte oluşturulur.

Pozitif kaynaklar, cesaret, başarı, yeterli hissetme, mücadele etme, sorunlar ve aksilikler çıktığında çözüm üretebilme, ilk başta yapamadığı bir şeyi tekrar tekrar yapmaya ve deneyimlemeye çalışma gibi kişinin içsel gücünü kullanmasına dayalı; güçlü ve olumlu tarafta yer alan özelliklerdir.

Neden Sınav Performansı Arttırma?

Çocuğun ya da ergenin okul içinde ve hayatta başarı göstermesi, yeterlilik hissetmesi, duygusal sağlığı ve gelişimi için çok önemlidir. Okul döneminde başarı ve yeterlilik hissedemeyen çocuk; değersizlik duygusu yaşayabilir, okuldan uzaklaşabilir ve öğrenmeye karşı direnç geliştirebilir. Performans arttırma çalışmaları yapılırken, çocuğun/ergenin hayatının sınavdan ya da başarıdan ibaret olmadığını da hatırlamak gerekir. Çocuk/ergen performansını iyi kullanabilirse ve duygusal zorluklar nedeniyle performansı kesintiye uğramazsa daha başarılı, daha yeterli ve mutlu hisseder. Bu çalışmalar yapılırken öncelikli amaç; çocuğun/ergenin başarı, yeterlilik ve değer duygularının geliştirilmesidir. Bu noktada çocuğun/ergenin yetenekleri, farklılıkları, ilgileri de dikkate alınmalıdır. Tek amaç bilişsel performansını üst düzeyde göstermesi olmamalıdır. Öncelikli beklenti, çocuğun/ergenin mutluluğu, üretebilmesi, yaptıklarından keyif alması ve keyif alarak öğrenebilmesi olmalıdır. Başarı ve not beklentisi bu hedeflerin önüne geçmemelidir. Sadece bilişsel gelişim desteklenir diğer gelişim alanları ihmal edilirse bu durumda çok daha farklı duygusal ve psikolojik zorluklar yaşanmaktadır. Çocuğun/ergenin gelişimini her zaman bir bütün olarak ele almak, çocuğun/ergenin ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak çok boyutlu bir bakış açısıyla bu durumu ele almak önemlidir. Sınav performansını arttırma çalışmaları; bu çerçevede ele alınan ve sağlıklı bir şekilde gelişimi desteklemek amacıyla yürütülen bir çalışmadır.

Performans geliştirme çalışmaları, sınav performansı dışında her yaştan bireyin çok çeşitli yetenek alanlarında ve kişisel sosyal beceriler kapsamında performansını üst düzeyde gösterebilmesi ve yeterliliğini ve etkinliğini arttırabilmesi için de kullanılır. Bu alanlardan bazıları aşağıda yer almaktadır.

  • Sporda performans geliştirme çalışmaları
  • Tiyatro, müzik, dans gibi sahne sanatlarında performansı geliştirme çalışmaları
  • Sunum performansını geliştirme vb.

Sıkça Sorulan Sorular

Genellikle danışma sürecine başlamadan önce, görüşmelerin ne kadar süreceği, görüşmelerin nasıl olduğu, psikoterapistin/danışmanın uzmanlığı ve deneyimi, psikoterapi/danışmanlık sürecinin yaşanılan problemde etkili olup olmayacağı, hangi psikoterapi/danışmanlık tekniklerinden yararlanılacağı, başka alternatiflerin varlığı, ücretlendirme politikası en sık merak edilen sorulardır. Merkezimizde ilk görüşmelerde süreçle ilgili danışanlara bilgi verilir. Aynı zamanda ilk görüşmelerde ve süreç içinde tüm merak ettiğiniz konular hakkında psikoterapistinizden/danışmanınızdan bilgi alabilirsiniz.

 

8-Grup Danışmanlığı

Grup danışmanlığı/terapisi; psikolojik bir takım sıkıntılar yaşayan ya da kendini daha iyi tanımak ve daha farkında bir yaşam sürmek amacıyla bireylerin, bir grup lideri ya da bir ya da iki yardımcının liderliğinde bir araya gelerek aldığı danışmanlık hizmetidir. Bireylere yalnız olmadıklarını hissettirir; bireylerin, aynı probleme sahip diğer kişilerin sorunla nasıl başa çıktıklarını görmelerini sağlar, diğer grup üyelerinin de desteğini alarak daha hızlı ve daha etkin bir şekilde sorunun üstesinden gelmelerine yardımcı olur.

Grup danışmanlığının/terapisinin en önemli özelliklerinden birisi etkileşimsel olmasıdır. Kişinin kendisine benzer veya benzer olmayan kişilerle duygu ve düşünce alış-verişi içine girebilmesi ve kendi iç dünyasına diğerleri tarafından ayna tutulabilmesini mümkün kılan çeşitli tekniklerin uygulandığı bir danışmanlık türüdür.

Grup danışmanlığında; gestalt, transaksiyonel analiz, psiko-eğitim, psikodinamik, sistemik ve etkileşimsel modeller, psikodrama vb. birçok yöntem ve teknikten yararlanılır. Her grup kendine göre bir dinamik ve yapılanma oluşturur.

Kendini daha iyi tanımak, sorunlarıyla daha etkili başa çıkmak, kendinin farkında olmadığı yönlerini keşfetmek ve ilişkisel olarak kendini geliştirmek isteyen herkes bu hizmetten yararlanabilir.

Grup danışmanlığında kişilerin benzer sorunlar yaşadığı daha homojen gruplar oluşturulabileceği gibi gruba katılan her üyenin kendine yönelik hedefinin farklı olduğu ve daha değişik sorunlara sahip ve daha genel hedeflerin yer aldığı heterojen gruplar da oluşturulmaktadır.

Grup Danışmanlığının Avantajları

  • Benzer sorunu olan bireylerle tanışmak ve başka bireylerin de bu sorunları yaşadığını görmek bireylere yalnız olmadıklarını hissettirir.
  • Temel ilkelerin belirlendiği ve yargılamanın ve eleştirmenin olmadığı güvenli bir ortamda rahatlıkla duygu ve düşüncelerin paylaşılmasını sağlar.
  • Gruptaki diğer üyelerin paylaşımları kişilerin kendileriyle ilgili farkındalıklarını arttırır.
  • Farklı bakış açılarını dinlemek, sorunları ele almanın birden çok yolu olduğunun görülmesini sağlar.
  • Grup üyelerinin birbirlerine düşünceleriyle ve yaklaşımlarıyla yardımcı olması kendine güven duygusunu arttırır.
  • Diğer grup üyelerinin sorunlarını çözebildiklerini görmek iyileşmeyle ilgili umudu arttırır.
  • Farklı cinsiyetten, farklı kültür ve toplumsal gruplardan gelen farklı bireylerin birbirleriyle iletişim kurması içsel anlamda zenginleşme fırsatı sunar.
  • Grupta bulunmak, grup üyelerinin aidiyet duygusunu arttırır.
  • Grup içinde görülme, kabullenilme, onaylanma, desteklenme ve önemsenme duyguları deneyimlenir.
  • Grup, çok çeşitli ve zengin bir deneyim alanı sunarak bireylerin çok farklı bakış açılarından, farklı yöntemlerden ve duygusal süreçlerden faydalanmasını sağlar.
  • Belli bir sıkıntının çözümü hedefiyle toplanmış olan gruplarda grup çalışmaları sorunun çözümüne katkıda bulunduğu gibi, kişinin kendini daha ayrıntılı tanıma ve geliştirme gibi başka fırsatlar da sunar.
  • Bireysel terapiye göre ekonomik olarak daha uygundur.

Çeşitli Konularda Verilebilecek Grup Danışmanlığı Hizmeti

Kişisel Gelişim Amaçlı Kendini Tanıma Grupları

Grubun dinamiğinden ve etkileşimsel alanından yararlanarak kişilerin kendilerine yönelik farkındalığını arttırdığı, içsel çatışmalarını ve zorluklarını fark ettiği, güçlü ve olumlu taraflarını gördüğü, hayatta karşılaşılabilecek krizlere karşı baş etme gücünü arttırdığı kendini tanıma ve geliştirme odaklı grup çalışmalarıdır. Çoğu kişi kendisinin diğerleri tarafından nasıl algılandığını ve nasıl görüldüğünü bilmeye ihtiyaç duyar. Grubun bu ihtiyaçları karşılayan bir tarafı vardır. Grup üyelerinin birbirlerine yönelik verdiği geri bildirimler, kişinin kendine dair bir iç görü kazanmasında çok yardımcı olur. Kişinin kendisine ve ihtiyaçlarına yönelik farkındalığı ne kadar artarsa ilişkilerinde kendisini daha net bir şekilde konumlandırabilir.

Aile Dizimi

“Aile Dizimi” bireysel veya grup danışmanlığı şeklinde uygulanabilen bir danışmanlık hizmetidir. En yaygın ve etkili şekli grup halinde uygulanmasıdır. Aile/Sistem Dizimi ilk olarak “Familien Aufstellung” adıyla 80'li yıllarda Almanya'da ortaya çıkmış olan bir terapi tekniğidir. O günden bu yana gelişerek ve dünya çapında yayılarak çok büyük ilgi uyandırmıştır. Bireylerin kendi aile dinamiklerinin grup içinden çeşitli temsilciler kullanılarak görünür hale getirildiği bir tekniktir. Her bireyin içine doğduğu ve büyüdüğü ailesinin görünmeyen fakat oldukça derin olan etkilerinin fark edilmesi ve burada var olan düğümlerin çözülüp iyileştirilmesinde etkili şekilde yardımcı olan bir terapi/danışmanlık türüdür.

Öfke Kontrolü

Öfke kontrolü grup danışmanlığında amaçlar; kişinin öfkesini tetikleyen durumları fark edebilmesi, bu etkenlere öfkelenmeden nasıl en iyi tepkiyi verebileceğini öğrenmesi, öfkesini kontrol etmede özel becerileri edinebilmesi, belirli durumlara karşı oluşan otomatik düşünceleri değiştirmesi, sinirlilik hissettiğinde nasıl rahat ve sakin kalabileceğini öğrenmesi, kişinin kendine güveninin gelişmesi ve problem çözme tekniklerini öğrenmesidir. Grup danışmanlığı kişinin hem kendisi hem de çevresinin öfke kontrolü geliştikçe rahatlamasını sağlamaktadır. Aynı zamanda kişinin öfkesi üzerindeki kontrolü artıkça stresi azalmakta ve bu bağlamda kalp krizi, yüksek tansiyon gibi hastalıklara yönelik riski azalmaktadır. Öfke kontrolü gruplarında kişiler, kişisel deneyimlerini güvenli grup ortamında kendilerine benzer deneyimler yaşamış kişilerle paylaşarak içinde bulundukları sıkıntıda yalnız ve çözümsüz olmadıklarının farkına varmaktadır.

Yeme Bozuklukları

Yakın zamanda yapılan çalışmalar duygusal stres ve zorlukların yeme bozukluklarına yol açtığını göstermektedir. Bu konudaki grup danışması, danışanlara kendi sorunları hakkında konuşabilmek ve tartışabilmek için güvenli ortamı sunmakta ve grup üyelerinin benzer deneyimlerini paylaşmasına olanak sağlamaktadır. Grup çalışmaları ile; beslenme, diyetin tehlikeleri, bağımlılık ve kısıtlayıcı davranışlar, çarpıtılmış düşünceler, bozulmuş vücut imgesi, ilişki stilleri, stres, duygu kalıpları ve baş etme becerileri konusunda bilgilendirme sağlanmakta ve sorunun tekrarlanması konusunda önleme çalışmaları yapılmaktadır. Grup çalışmaları bu sorunla birlikte yaşanan yalnızlaşma ve yabancılaşma hissinin azalmasına, bireyselliğin ve bağımsızlığın kazanılmasına olanak tanımaktadır. Araştırmalar yeme bozukluklarının uzun zamanlı tedavisinde en etkili yöntemin grup terapileri olduğunu göstermektedir.

Sosyal Fobi

Sosyal fobi; bir veya birden fazla sosyal durumda yaşanan yoğun korkunun ciddi ölçüde strese neden olması ve günlük işlevlerde bozulmaya yol açması olarak tanımlanmaktadır. Bu sorunla başa çıkmak için oluşturulan sosyal kaygı gruplarında sosyal kaygının duygusal, bilişsel ve davranışsal boyutlarıyla çalışılmaktadır. Grup çalışmalarında danışanlar, davranışsal olarak gruba katılmak için desteklenmekte ve sosyal kaygılarıyla ilgili düşüncelerinin esnemesi ve değişmesi yönünde çalışmalar yapılmaktadır. Danışanlar güvenli bir ortamda deneyimlerini paylaşma imkânı bulurken diğer üyeler tarafından kabul edilerek kaygıyla baş edebilme becerilerini geliştirmektedir. Bu baş etme becerilerinin tekrar edilmesi ve düşünce şeklinin değişmesi ile yeni davranış kalıbının pekiştirilmesi sağlanmaktadır. Yakın zamanda yapılan pek çok çalışma sosyal kaygı bozukluğunun tedavisinde grup terapisinin/danışmanlığının oldukça etkili bir yöntem olduğunu göstermiştir.

Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı; kişinin sınav sonucunda elde edeceğini düşündüğü akademik başarısızlığı genelleyerek bunu kişiliğinin başarısızlığı olarak algılamasından kaynaklanan, dolayısıyla öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasını engelleyen ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı durumudur. Grup danışmanlığında; sınav kaygısını oluşturan nedenler olan zamanı etkili kullanamama, yanlış ders çalışma alışkanlıkları, mükemmeliyetçilik, başaramama korkusu, sınava çok fazla anlam yüklenmesi ve aile baskısı üzerinde çalışılmaktadır. Grup danışmanlığında sınavla ve başarıyla ilgili yanlış düşünce ve inançların değiştirilmesi, sağlıklı bir çalışma programı oluşturulması ve dengeli uyku ve beslenmenin önemi üzerinde durulmaktadır. Bu çalışmalarda benzer kaygıları taşıyan danışanlar güvenli grup ortamında kendi içsel deneyimlerini paylaşabilmekte ve yanlış düşünce kalıplarından sıyrılıp sınavlara daha rahat hazırlanabilmekte ve kaygılarını kontrol altına almayı öğrenmektedirler.

Panik Bozukluk

Panik atak ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini göstermekte, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratmaktadır. Panik atak tedavisinde dünyada yoğun olarak kullanılan ve en etkili tedavi yöntemleri arasında ilk sıralarda yer alan grup danışmanlığı/terapisi ile hastalığı daha yakından tanıma ve daha etkin baş etme yöntemlerinin öğrenilmesi mümkün olmaktadır. Aynı zamanda grup danışmanlığı içinde kişiler kendilerini daha iyi tanıma imkanı bulabilmektedir. Grup üyeleri, güvenli grup ortamında diğerlerinin yaşadıklarını anlamaya çalışırken, kendi panik atak öykülerini de daha iyi anlamakta ve bu sorun içinde yalnız olmadıklarını hissetmektedirler. Etkin grup danışmanlığı ile, danışanlar yeni edindikleri becerileri deneme ve panik duyguları ile baş edebilme becerileri geliştirebilmektedir.

Bunların dışında ebeveynlere yönelik, evlilik sorunları olan çiftlere yönelik, yas, cinsel istismar vb. bir çok konuda gruplar oluşturulabilir ve grup danışmanlığıyla bu alanlar çalışılabilir.

 

9-Koçluk Hizmetleri

Koçluk hizmetleri, bireyin kendi kapasitesini üst düzeyde kullanmasını sağlayan, hayatında bir arada yürütmesi gerekli alanların hepsini keyif alarak yönetebilmesini sağlayan, kişisel gelişimine destek olan, hayatındaki günlük sorun ve streslerle etkili bir şekilde başa çıkabilmesini sağlayan danışmanlık hizmetidir. Koçluk esas olarak keşfetme, farkına varma ve tercihlerle ilgilidir.

Uluslararası Koçluk Federasyonu, danışanı kendi kişisel ve mesleki hayatının uzmanı olarak gören ve her danışanın yaratıcı, becerikli ve bütün olduğuna inanan bir koçluk bakış açısına sahiptir. Bu temelden hareketle;

Koçun sorumluluğu ;

  • Danışanın gerçekleştirmek istediği şeyi keşfetmesini sağlamak, kişisel hedeflerini netleştirmesine yardımcı olmak ve bu hedefleri gerçekleştirebilmesi için destek olmak
  • Danışanın kendini keşfetmesini teşvik etmek,
  • Danışanın geliştirdiği çözümler ve stratejiler ortaya çıkarmak.

KOÇLUK ALMAK NE İŞE YARAR ?

PROFESYONEL KOÇ ;

  • Her şeyden önce konuyla değil, kişiyle çalışır. Böylece danışan, sadece o konuyu çözerken aslında başka birçok konuya ilişkin potansiyelini de keşfeder.
  • Koçluk ilişkisi danışanın emin adımlarla ilerleyen gelişim yolculuğunu başlatmış olur.
  • Arkadaşlarından farklı olarak kişiye ne yapması gerektiğini ya da nasıl yapması gerektiğini söylemez. Çünkü tüm bunları nasıl yapması gerektiğini ve hangi adımları atacağını kişinin gerçekte bildiğini bilir. Kişinin çözüm üretme kapasitesini geliştirmeye odaklanır.
  • Koç çözüm odaklı çalışır. Düşüncelere ayna tutarak gerçekten danışanın ne istediğini keşfetmesini kolaylaştırır. Danışan eksik alanlarına odaklanmak yerine kendi güçlü yönlerini keşfeder ve neler yapabileceğini fark eder.
  • Profesyonel koç, danışanı yolculuğunda atacağı adımlar için yüreklendirir ve eyleme geçmeyi hızlandırır. Böylece hayallere adım adım yaklaşılır ve geleceğinin direksiyonunu danışan kendi eline alır.

PROFESYONEL KOÇ ;

  • Seste , enerjide ve duygularda ki küçük değişiklikleri bile yakalayabilen, karşısındakinin kendisine ilettiği her şeyi almak konusunda titizlik gösteren kişidir.
  • Danışanlarının içindeki en iyiyi, onlar kendi içlerinde olanları fark edemeseler bile, fark eden kişidir.
  • İnsanların istediklerini söylediği şeyleri gerçekleştirip gerçekleştiremedikleri ve tercihlerinin peşinden gidip gidemedikleri ile ilgilenen kişidir.
  • Danışanın yapabileceğini söylediği şeyleri yapabileceğine, olmak istediklerini söyledikleri insan olabileceklerine inanan kişidir.

KOÇLUK HİZMET ALANLARI

Bireylerin kendisine kısa vadeli ve uzun vadeli hedefler koyması ve bu hedeflere etkin ve hızlı bir şekilde ulaşması

Kişinin kendi yaşamını etkin bir şekilde ve hedeflerine ulaşacak bir şekilde planlama, organize etme ve yaşamını ve ilişkilerini yönetme becerilerini kazanabilmesi

Yaşadığı yakın ve duygusal ilişkilerde ve iş dünyasında kurduğu ilişkilerde duygusal ve davranışsal süreçlerin etkisini fark etmesi

Etkili ve verimli çalışma yöntemleri konusunda becerilerini arttırabilmesi

İş ve yakın ilişkileri yönetebilme becerisini arttırabilmesi

Kişisel performans arttırma

Yönetim becerilerini geliştirme

Kişinin hayatındaki alanları(duygusal, iş, gelecek, ev, çocuk vb.) dengeli bir biçimde yönetebilmesi,

Öğrenci koçluğu; öğrencilerin başarıları ve performanslarını arttırma

Koçluk hizmetleri terapi değildir. Yaşam kalitemizi ve performansımızı arttırmada etkili bir rehberlik ve yönlendirme hizmetidir.

 

10-Psikolojik Test Uygulamaları

Psikolojik test uygulaması, bilişsel ve duygusal işleyişe dair bireysel yetileri ölçen bir çalışmadır. Kişinin, belli koşullar altında ve belli yönergeler doğrultusundaki performansının gözlemlenmesine dayanır. Bu gözlemler, norm olarak belirlenen grupla kıyaslanma yoluyla istatiksel olarak değerlendirilir ve kişiye dair bir veri olarak raporlanır. Bu veri, kişinin işlevselliğini değerlendirmede yol göstericidir.

Merkezimizde; WISC-R çocuklara yönelik zeka testi, WAIS yetişkinlere yönelik zeka testi, TAT yetişkinlere, CAT çocuklara yönelik projektif test, MMPI, Rorschach, Denver II, Gessell, Goodenough, Frostig Görsel Algı Testi, Peabody, Bender Gestalt Görsel Motor Algılama testi, Stanford Binet Zeka Testi, Metropolitan Okul Olgunluğu, Löisa Düs, Temel Kabiliyetler (7-11 yaş) testleri uygulanmaktadır.

 

Kurumlara Yönelik Çalışmalar

1-Kurumsal Danışmanlık

Rekabetin arttığı günümüz dünyasında kurumların ayakta kalabilmesi ve fark yaratabilmesi için psikolojik süreçlerin ve çalışan ilişkilerinin farklı bir gözle değerlendirildiği ve verimlilik, iş, performans, yönetim vb. konulara yeni yaklaşımlar getiren psikoloji disiplininden yararlanmaları kurumsal faydayı ciddi oranda arttırmaktadır.

Kurumsal danışmanlık, bir işyerinde çalışanların işle ilgili performans ve memnuniyetlerini artırma ve bu sayede kurumun işlevselliği, üretkenliği ve verimliliğinin geliştirilmesi amacıyla verilen bir danışmanlık hizmetidir.

Her kurum bir sistemdir ve bu sistemin uyumlu bir şekilde çalışması kurumun başarısı, üretkenliği ve verimliliğinde tartışılmaz bir öneme sahiptir. Kurum sistemi pek çok alt sistemden oluşur ve her sistemin kendine özel bir yapısı ve işlevi vardır. Her alt sistem de bireylerden oluşur ve bu bireylerin gereken işlevi sistemin diğer parçalarıyla uyumlu bir şekilde yerine getirebilmesi gereklidir. Kurumsal danışmanlık, sistemin tüm parçalarının, sistem içinde doyumlu ve üretken olabilmesini ve sistemin bütününe doğru şekilde hizmet edebilmesini amaçlar.

Çalışılan ortamın özellikleri kadar çalışan kişilerin bireysel psikolojik durumları ve birbirleriyle etkileşimleri de bireylerin verimliliğini ve işle ilgili doyumlarını etkilemektedir. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yaptığı araştırmalara göre; iş doyumu fiziksel sağlığı önemli ölçüde etkilemektedir. Bu bakış açısından kurumsal psikolojik danışmanlık, iş verimliliğinin ve memnuniyetinin artmasına yardımcı olmasının yanı sıra psikolojik ve hatta fiziksel sağlığın korunması amacına da hizmet etmektedir. Dolayısıyla Kurumsal psikolojik danışmanlık hizmeti, şirketlerin fark yaratmasına ve kalite standartlarının gelişimine destek olan çok yönlü bir hizmettir.

Kurumsal psikolojik danışmanlık veren kişiler, endüstriyel psikoloji, klinik psikoloji ve İK yönetimi gibi konuları ortak bir zeminde birleştiren uzman psikologlardır. Bu hizmet, iş ortamının huzurunu ve verimliliğini bozan her türlü davranışsal ve duygusal sorunlara çözüm getirme konusunda etkili bir hizmettir. Şirket çalışanları arasındaki işbirliği ve uyumun iş verimine etkisi tartışılmazdır. Sağlıklı iletişim kurma becerileri, sağlıklı bir özgüven geliştirme, sorumluluk alabilme ve lider olabilme, yeniliklere uyum sağlayabilme, doğru satış ve pazarlama tekniklerine hakim olma, kişisel ilişkileri yönetebilme gibi pek çok amaca da hizmet etmektedir.

Kurumsal Danışmanlık Almanın Yararları

  • çalışanların bireysel hedeflerine ulaşmalarına, motivasyon geliştirmelerine ve performanslarını artırmalarına yardımcı olur.
  • çalışanların birbirleriyle açık ve etkili bir iletişim kurmalarına ve ekip halinde uyumlu bir şekilde çalışmalarına destek olur.
  • çalışma ortamının huzurunu etkileyebilecek bireysel kaynaklı sorunların iş ortamına yansıtılmadan çözümünü sağlayarak, yıkıcı rekabetin olumlu şekilde dönüştürülmesine katkıda bulunur.
  • çalışanların bulundukları ortama aidiyet hislerini geliştirerek daha mutlu ve güvenli hissetmelerini hedefler.
  • Kurumun hangi eğitimlere ihtiyacı olduğunu saptayarak işletme için en uygun eğitim ve danışmanlık çözümlerini belirler.
  • Yapılan işlerin ve kurum içi verimliliğin ölçülmesini sağlar.
  • Yönetici çalışan ilişkilerini geliştirir.
  • Liderlik becerilerini geliştirir.
  • Sürdürülebilir yüksek performansa ulaşmayı hedefler.

 

2-Eğitim ve Seminerler

Rekabetin arttığı günümüz dünyasında, kurumların ayakta kalabilmek ve fark yaratabilmesi için kurum-içi psikolojik süreçleri farklı bir gözle değerlendirebilmesi önem taşır.Bir diğer kritik nokta, kurum çalışanlarının yetkinliklerini artırmaya yönelik yatırımlardır.

Bu amaca yönelik olarak; eğitim kurumları, şirketler, sivil toplum kuruluşları, belediyelere vb. eğitim ve seminer verilir. Bu çalışmalarda, kurumun ihtiyacına göre; yöneticiler, çalışanlar veya diğer ilgili kesimlere (ör: veliler) ulaşmak hedeflenir.

Eğitim ve seminerler çok çeşitli konularda olabilir: iletişim, takım çalışması, hedef belirleme, çatışma çözme, motivasyon, liderlik, tükenmişlik, stresle baş etme vb.

Stresle Başa Çıkma Teknikleri

Nörobiyolojik yaklaşım ve beynin işleyişi ve stres merkezleri

Stres beynimizi ve bağışıklık sistemimizi nasıl etkiler?

Stres nedir?

İçsel stres kaynakları

Dışsal stres kaynakları

Travmatik olayların etkisi

Olayları algılama ve yorumlama biçimimizin strese etkileri

Stresi düzenleyebilmek

Stresle başa çıkma yöntem ve teknikleri

 

İletişim Teknikleri

İletişim ve sistem teorilerine dayalı bir içerik.

Nasıl etkileşiriz?

İletişimde güç kavramı

İletişimde döngüsel yaklaşım

İletişimde beynin etkisi

Sözsüz iletişimin farkına varmak

Etkin iletişim teknikleri

 

İlişki Yönetimi

Kurumda ilişki ağına sistemik bakış

İnsanlar birbirini nasıl etkiler?

Birbirimize nasıl tepkiler veririz?

Döngüleri nasıl oluştururuz?

Kısır döngülerde psikolojik tekrarların etkileri

İşlevsel olmayan ve stresimizi arttıran ilişkisel döngüleri kırmanın yol ve teknikleri

 

Kriz Yönetimi ve Krizlerle Baş etme Yöntemleri

Kriz ve krizin fiziksel, psikolojik, sosyal etkileri

Kriz durumlarındaki davranışlar ve müdahale teknikleri

Kriz durumuyla baş etme becerilerini geliştirme

 

Zaman Yönetimi

Bireysel zaman yönetimi,

Zamanı etkili kullanmamızı engelleyen faktörler

Etkin zaman planı

Ajanda kullanımı

Öncelikleri belirleme

Verimlilik / zaman kullanımı ilişkisi

Kurumda zaman algısı ve kullanımı

 

Çatışma ve Problem çözme Becerileri

Çatışma kavramı

Çatışma neden çıkar?

Çatışmaların çözüme ulaştırılamamasında kişisel ve dışsal faktörler

Bireysel farklılıkları anlayabilmek

"Ben değişmem, sen değiş" yaklaşımı

Çatışma bizleri nasıl geliştirir?

Çatışmanın geliştirici yönlerini nasıl aktive edebiliriz?

 

Performans Arttırma Teknikleri

Performans kavramı

Performansı etkileyen kişisel/içsel süreçler

Performansı etkileyen dışsal süreçler

Performans arttırma yöntem ve teknikleri

 

Kurumun ihtiyacına yönelik belirlenen diğer konularda da eğitim ve seminer çalışmaları planlanır.

 

3-Ölçme Değerlendirme Çalışmaları


Kurumların, gerek iş geliştirme, gerekse performans değerlendirmeye yönelik ihtiyaçlarını belirleme, ölçme ve değerlendirme amacıyla yürütülen çalışmalardır. Bu ihtiyaçlar çerçevesinde verilen hizmetlerden bazıları şunlardır: odak grup çalışmaları, bilimsel araştırma analizi, bireysel ve grup istatistik eğitimleri, eğitim ihtiyaç analizi, test ve ölçek geliştirme, memnuniyet araştırmaları vb. Her çalışma sonrasında kapsamlı bir rapor oluşturulur ve hizmet talep eden kuruma bir yol haritası sunulur.
Meslektaşlara Yönelik Çalışmalar

4-Meslektaşlara Yönelik Çalışmalar

1-Eğitim
Ruh sağlığı çalışanlarına yönelik, uzmanlık alanımız çerçevesinde çeşitli eğitimler verilir: çocukla çalışma teknikleri, aileyle çalışma teknikleri, bireysel danışmanlık teknik ve ilkeleri, çiftlerle çalışma teknikleri, ebeveyn danışmanlığı vb.

2-Süpervizyon
Alanda danışmanlık hizmeti veren ve gelişim sürecinde olan meslektaşlarla, bireysel ya da grup içinde akran süpervizyonu yapılır.

 

  
1101 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam43
Toplam Ziyaret161533
KİŞİSEL GELİŞİM-MAKALELER