MERSİN   FORUM  ÇÖZÜM   KLİNİK    PSİKOTERAPİ MERKEZİ


                                                  
HASTALIKLAR

Bipolar Bozukluk

Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk veya manik depresif hastalık, bütün dünyada her 50 kişiden birini etkileyen, dolayısıyla da nisbeten sık görülen bir bozukluktur. Bipolar bozukluğu olan kişi, sıklıkla duygudurumunda aşırı yükselmelerden (duygudurum yükselmesi veya mani) çöküşlere (depresyon) ve yine yükselmelere dönüşen ve çoğu zaman aralarda normal duygudurum dönemleri bulunan dalgalanmalar yaşar. Burada anlatılan tipik bir tablo olmakla birlikte, farklı kişilerde belirtiler büyük farklılıklar gösterebilmektedir.

Kimler Bipolar Bozukluğa Yakalanır?

Bipolar bozukluk genellikle ergenlik döneminde veya erişkinlik döneminin başında başlar ve hayat boyu sorun olmaya devam edebilir. Erkek ve kadınlarda bu bozukluk eşit oranda görülür ve ırk, eğitim, meslek veya gelir düzeyi sebebiyle farklılık göstermez.

Bipolar Bozukluğa Neler Sebep Olur?

Bipolar bozukluk, şeker veya kalb hastalığı gibi tıbbî bir hastalıktır ve kişinin beynini, dolayısıyla da duygudurumunu etkilemektedir. Bu rahatsızlığa sahip olmak kimsenin suçu veya hatası değildir. Unutulmamalıdır ki “kimse isteyerek hasta olmaz”.

Bipolar bozukluğun sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar, beyinde duygudurumun normal düzeyde kalmasını etkileyen bazı anormallikler olduğunu göstermiştir.

Bipolar bozukluk ailelerde nesiller boyu görülme eğilimi göstermektedir ve bipolar bozukluğun birçok vak’ada katılım yoluyla geçtiği düşünülmektedir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin üçte ikiden fazlasının bu bozukluğu veya depresyonu olan en az bir yakın akrabası vardır; alkol ve madde kullanım bozukluğu da tanı konmamış bir duygudurum bozukluğunun alameti olabilir. Bu da genetik faktörlerin önemli olduğunu düşündürmektedir. Fakat yine de, bu hastalığa sahip bireylerin çocuklarında hangi oranda görüleceği bilinmemektedir.

Sorumlu olan genler henüz tam olarak tesbit edilememiştir, ancak çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir ve hekimler bu çalışmaların sonuçta bipolar bozukluk için daha iyi ilaçların tasarlanmasına ve muhtemelen gen tedavisine (yani, genetik bilgilerin vücut işlevlerini kontrol etme biçimini değiştiren tedavilere) yol açacağına ihtimal verilmektedir (Oral 2005).

Bipolar Bozukluğun Belirtileri Nelerdir?

Mani, doktorların anormal olarak yükselmiş veya “taşkın” duygudurumu tarif etmek için kullandıkları terimdir.

Mani belirtileri her bireyde farklı olabilir. Bir manik dönemin erken evrelerinde kişiler hipomani adı verilen küçük veya hafif duygudurum yükselmeleri yaşayabilir ve son derece aktif olmalarına yol açan enerji artışı hissedebilirler. Ayrıca “kendilerini çok iyi hissetme” duygularıyla dolar (msl. “En büyük benim”), fiziksel ve zihinsel verimlilikte artış gösterirler. Buna ek olarak, mani sırasında son derece konuşkan, daha girgin, girişken, atak ve fevrî olurlar ve çoğu zaman çok az uykuya ihtiyaç duyarlar.

Hipomanik dönemler kişiye eğlenceli ve verimli geldiğinden, hastalar bazen davranışlarının olağandışı olduğunu fark etmezler. Çoğu zaman bir sorun olduğunu ilk fark eden dostları, aileleri veya iş arkadaşları olur.

Maninin şiddeti arttıkça, kişinin muhakemesi çoğu zaman büyük ölçüde bozularak, ani itkisel (fevrîce) kararlar vermelerine ve pervasızca davranışlara kapılmalarına yol açar (msl. aşırı para harcama, gelişigüzel cinsel ilişkiye girme veya tehlikeli araba kullanma). Manik dönem sırasında öfke, aşırı şüpheci ve hatta saldırganca davranış görülmesi hiç de nadir değildir.

Çok şiddetli mani dönemlerinde, kişi hezeyanlar (sanrı: ikna yoluyla değiştirilemeyen ve sadece kültürle izah edilemeyen yanlış inançlar) veya hallüsinasyonlar (varsanı: msl. sesler duyma veya görüntüler görme) gibi psikotik belirtiler yaşayabilir.

Mani belirtileri her bireyde son derece farklı olabilmektedir. En sık görülen belirtilerden bazıları şunlardır:

Çok enerjik olma,

Kolayca sinirlenme,

Çok az uykunun yeterli olması,

Her zamankinden ve herkesten daha önemli olduğunu hissetme,

Zihnin yeni ve heyecan verici fikirlerle dolu olması,

Daha konuşkan olma,

Aşırı para harcama,

Kişiliğine özgü olmayan davranışlarda bulunma.

Bipolar Bozukluk Tedavi Edilebilinir Mi?

Diyabet ve kalb hastalığı gibi, Bipolar bozukluk da tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bipolar bozukluğun mani ve depresyon belirtilerini kontrol altına alabilen veya önleyebilen etkili tedaviler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, yeni araştırmalar tedavi seçeneklerini sürekli olarak arttırmaktadır.

DEPRESYON

Bipolar bozuklukta depresif duygudurum herkesin hemen her gün yaşayabileceği üzgün ve isteksiz olma hâlinden farklıdır.

Bipolar depresyonda, depresif duygular olağan üzüntüden daha ağırdır; daha uzun süre devam eder ve kişinin günlük faâliyetlerini yerine getirmesini zorlaştırır.

Depresyonu olan kişiler, çoğu zaman iştahta değişiklik, uyuyamama veya aşırı uyuma veya enerji azlığı gibi fiziksel belirtilerin eşlik ettiği hüzünlü bir duyguduruma sâhiptirler. Ayrıca, dikkatlerini toplamakta, karar vermekte güçlük yaşayabilir, kendilerini huzursuz hissedebilir veya sâkin biçimde oturamayabilirler.

Umutsuzluk ve çâresizlik duyguları bipolar depresyon sırasında yaygındır ve hastalar geleceğe ilişkin son derecede olumsuz düşüncelere sâhip olabilirler. Ayrıca âile ve arkadaşlarından uzaklaşabilir ve yıkanmak ve hâttâ evden dışarı çıkmak gibi olağan günlük faâliyetlerini bile yerine getiremeyebilirler. Bipolar depresyon sırasında intihar ve ölüm düşünceleri de sık görülür; bipolar bozukluğu olan kişilerin yaklaşık %25-50’si en az bir kere intihar girişiminde bulunmaktadır. Özellikle “ultra hızlı döngülü” hastalarda, ayrıca alkol veya başka bir madde kullananlarda ve özellikle şeker hastalığı, aşırı şişmanlık gibi bedensel hastalığı olanlarda intihar riski yüksektir. Disforik hipomanide (öfkeli ve çökkün duygudurumla psikomotor hızlanmanın iç içe olması) de intihar riski yüksektir (Kemp ve ark. 2010).

En sık görülen depresyon belirtilerinden bâzıları şunlardır:

Uyuyamama veya aşırı uyuma,

Suçluluk duygusu,

Enerji azalması,

Zevk alma veya ilgi kaybı,

Dikkatini toplamakta güçlük,

Huzursuzluk veya ajitasyon,

İştahta artma veya azalma biçiminde değişiklik,

Ölüm veya intihar düşünceleri.

KARMA DÖNEMLER NEDİR?

Karma dönemler, bir kişide aynı zamanda ortaya çıkan mani ve depresyon belirtileri bileşimini tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Örneğin, bir karma dönem çoğu zaman gerginlik ve huzursuzluk, kaygı, diken üstünde olmak, fikir uçuşmaları, itkisellikte (fevrîce davranışlarda) artış, çökkün veya isteksiz duygudurum ve intihar düşüncelerini içerir. Bir karma dönem sırasında bir manik dönemde olduğu gibi kendisini coşkulu veya huzursuz hissedebilir; ancak, aynı zamanda, kendisini gücü her şeye yeten biri gibi değil, aşırı hassas ve çökkün de hissedebilir.

BU BOZUKLUK ZAMAN İÇİNDE NASIL GELİŞİR?

Mani ve depresyon dönemlerinin süresi ve sayısı her kişide farklılık gösterebilmektedir. Mani ve depresyon dönemleri birkaç gün sürebileceği gibi, aylarca da devam edebilir. Zamanla dönemler sıklaşır; bu sebeple de, bozukluğun süresi uzadıkça dönemler arasındaki süre kısalmaktadır.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin çoğu hayatları boyunca yaklaşık 8-10 mani ve depresyon dönemi yaşamaktadır, ancak bâzı kişiler daha sık hastalık dönemi yaşayabilmektedir. On iki aylık bir dönem içinde dört veya daha fazla dönem yaşayan kişilerin “hızlı döngülü” bipolar bozukluğu söylenir. Bipolar bozukluğu olan kişilerin %15-20’sinde hızlı döngülü hastalık tablosu gelişebilir. Bunların az bir kısmında ise gün içerisinde dahi şiddetli duygudurum oynamalarının görüldüğü “ultra hızlı döngülü” tablo ortaya çıkabilir.

BİPOLAR BOZUKLUK TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Diyabet ve kâlb hastalığı gibi, bipolar bozukluk da tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bipolar bozukluğun mani ve depresyon belirtilerini kontrol altına alabilen veya önleyebilen etkili tedaviler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, yeni araştırmalar tedavi seçeneklerini sürekli olarak arttırmaktadır .

SANRILI (PARANOİD) KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Sanrılı bozukluk, çok tuhaf kaçmayan, gerçek yaşamla ilişkili olabilecek, sistemli sanrıların olduğu, az rastlanan fakat önemli etkisi olan psikotik bir bozukluktur. Bu bozuklukta sanrılar dışında başka bir düşünce bozukluğu bulunmaz ve duygulanım sanrılarla uyumludur. İşlevsellik sanrısal alan dışında pek bozulmaz. Paranoid bozukluk olarak bilinen bu hastalıkta sadece alınma sanrıları değil büyüklük, aşk, kıskançlık ve bedensel hastalık gibi diğer sanrısal düşünceler de görülebilmektedir. Sadece kötülük görme ve alınma sanrılarını içeren paranoya ve paranoid teriminin anlam kısıtlılığı nedeniyle önde gelen belirtilerin sistemli sanrılar olduğu bu bozukluk sanrılı bozukluk olarak nitelendirilmektedir.

SANRILI (PARANOİD) KİŞİLİK BOZUKLUĞU TİPLERİ

-Büyüklük Tipi: çok değerli, güçlü, bilgili, özel biri olduğuna ya da kutsal bir güç veya ünlü bir kişiyle ilişkide bulunduğuna inanır.

-Bedensel Tip: Herhangi bir sorunu olmamasına karşın bedeninde fiziksel bir kusur bulunduğuna inanır.

-Kıskançlık Tipi: Beraber olduğu kişinin kendisini aldattığına inanır. Sadakatsizlik sanrıları vardır.

-Aşk Tipi: Kendisinden oldukça üst konumda olan birisinin kendisine aşık olduğuna ilişkin bir inancı vardır.

-Kötülük Görme (Alınma) Tipi: Kendisine karşı sürekli olarak kötü niyetle yaklaşıldığına inanır.

-Karma Tip: Yukarıda sayılan özelliklerden birden fazlasını barındırır ancak bu özelliklerden hiçbirisi diğerlerine göre baskın değildir.


SANRILI (PARANOİD) KİŞİLİK BOZUKLUĞUNUN GELİŞİMİNİ ARTIRICI FAKTÖRLER

Genel olarak şu düşünceler onlardaki sanrılı (paranoid) kişilik bozukluğunun gelişiminde artırıcı rol oynar:

-Toplumdan soyutlanarak yaşama,

-Güvensizlik,

-Kuşku doğuran ortamlarda bulunma,

-Kıskançlığa neden olabilecek durumlar,

-İmrenmeye neden olabilecek durumlar,

-Kendisini olan saygının düşürülebileceği ortamlar v.b.

TEDAVİSİ

Bu hastalığın tedavisi ayaktan yürütülür. Önemli olan kişinin tedaviyi kabul etmesi ve psikolojik bir tedavi almaya ikna edilmesidir. Ancak bu rahatsızlığa sahip bireyleri tedavi konusunda ikna etmek zor olabilmektedir. Tedavide hasta ile kurulacak güven ilişkisi çok önemlidir. Hasta davranışlarından dolayı ayıplanmamalı, kınanmamalı, dışlanmamalıdır. Söylediği her şeyin uzmanla kendi arasında kalacağına güvenebilmelidir. Bazı hastalarda ise şartlar gereğince ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Hasta kendisinde görülen uyku, gerginlik, öfke, şiddet eğilimi v.b. durumlardan dolayı ilaç kullanmaya ikna edilebilir

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret161851
KİŞİSEL GELİŞİM-MAKALELER